Nereden Nereye!
Her ay enflasyon rakamları açıklandığında, gıda fiyatlarındaki artış yeniden ülkenin en önemli gündem maddelerinden biri haline geliyor. Türkiye’de gıda enflasyonu, çoğu zaman genel enflasyonun birkaç puan üzerinde seyrediyor. İktidar çevreleri ise bu tabloyu kimi zaman kuraklığa, kimi zaman sert geçen kış şartlarına, kimi zaman da çevremizde yaşanan savaşlara bağlıyor. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Eğer bütün sorun savaşlar ve dış gelişmelerse, neden savaşın ortasındaki ülkelerde bile gıda fiyatları bizdeki kadar yükselmiyor?
Gerçeği eğip bükmeden konuşmak gerekiyor. Türkiye’de enflasyonla mücadele, ekonomi biliminin temel kurallarından uzaklaşıldığı için başarıya ulaşmıyor. Yıllardır uygulanan yanlış politikaların bedelini ise ne yazık ki, yine dar gelirli vatandaş ödüyor. Bugün ülkede patates ve kuru soğan depolarda çürüyor. Narenciye üreticisi maliyetini karşılayamadığı için portakalı, limonu, mandalinayı dalında bırakıyor. Çiftçi üretiyor ama kazanamıyor. Üretici kazanamayınca da tarımdan uzaklaşıyor. Sonuçta hem üretim düşüyor hem de sofradaki fiyatlar daha da yükseliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre nisan ayında gıda enflasyonu yüzde 34.55 olarak gerçekleşti. Dünyada gıda enflasyonunda ilk sıralarda yer alan bir ülke haline geldik. Çünkü; üreticiyi desteklemek yerine, ithalatı tercih eden bir anlayışın hâkim olduğu noktaya geldik.
Mart ayında tarım ürünleri ithalatına 6.43 milyar dolar ödemişiz. Amaç, iç piyasadaki fiyat artışlarını frenlemek. Ancak görünen o ki, ithalat da........
