Evlerin Kaybolan Ruhu
Son günlerde sık sık aynı haberlere rastlıyorum. “1960’ların ev stili geri dönüyor”, “Geçmişin ev anlayışı yeniden moda oluyor”, “Eski evlerin sıcaklığı yeniden keşfediliyor” deniyor. Bu haberleri okudukça ister istemez düşünüyorum. Acaba gerçekten geçmişin sıcaklığını mı özledik, yoksa tüketim çılgınlığı sadece yön mü değiştiriyor?
Bir dönem beyaz ve gri renkler hayatımıza hâkim oldu. Duvarlar beyaz, koltuklar gri, perdeler gri, halılar gri... Hangi eve girseniz aynı renkler, aynı mobilyalar, aynı düzen. İnsan bazen kendi evine değil de bir mobilya mağazasının teşhir salonuna girmiş gibi hissediyordu. Bu durum sadece şehirlerde kalmadı, köylere kadar uzandı.
Eskiden köy evlerinin kendine has bir ruhu vardı. Her ev birbirinden farklıydı. Bir odada sedir bulunur, diğer odada sandık dururdu. Duvarda yıllanmış bir saat, köşede tel dolap, raflarda bakır kaplar yer alırdı. Çiçekli tabaklar, el emeği danteller, rengârenk perdeler evlere ayrı bir sıcaklık katardı. Şimdi birçok köy evine giriyorum; üç beş oda, her odada aynı çekyatlar, aynı halılar, aynı mobilyalar... Köy evi mi, şehirdeki bir apartman dairesi mi anlamak zor. O eski köy ruhu, o sıcaklık ve o kendine özgü kimlik yavaş yavaş kayboluyor.
Oysa eskiden eşyalar bugünkü gibi sık sık alınmaz, sık sık atılmazdı. Bir ihtiyaç varsa alınır,........
