Fotoğraf Çekmek mi, Anı Yaşamak mı?
Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir cümle var: “Telefonu bırak, anı yaşa.” Bir konser sırasında, bir gün batımında, bir seyahatte ya da çocuğunun ilk adımlarını izleyen bir anne babaya mutlaka söylenir bu söz. Sanki fotoğraf çekmek ile anı yaşamak birbirinin karşıtıymış gibi... Sanki deklanşöre bastığımız anda hayat elimizden kayıp gidiyormuş gibi... Oysa ben yıllardır fotoğrafın içinde yaşayan biri olarak bunun tam tersini düşünüyorum. Çünkü insan hafızası sandığımız kadar güçlü değildir. Bugün çok net hatırladığımızı düşündüğümüz pek çok an, yıllar geçtikçe silikleşir. Yüzler birbirine karışır, mekânlar değişir, tarihler unutulur. Bir zamanlar asla unutmayacağımıza inandığımız anılar bile zamanın sessiz adımları altında yavaş yavaş aşınır. Çocukluğumuzdan gerçekten kaç günü hatırlıyoruz? İlkokuldaki sıranın rengini... Dedemizin ses tonunu... Annemizin genç yüzünü... Mahallede oynadığımız oyunların........
