OZAN ÇAĞDAŞ MÜCADELEYE ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Ozan Çağdaş: 1946 yılında, yoksul bir ailede dünyaya gelir. 7 yaşında ilkokula yazılır. Aynı yıl annesini kaybeder. Birinci sınıfı okuduktan sonra, babası okumasını istemez. “Okuyup da ne olacaksın, benim mesleğimi öğrenirsen sana yeter de artar bile” diye okuldan alır. Babasının yanında, bir yıl boyunca yazın dövencilik, kışın sobacılık yapar.
Bir yıl sonra akrabalarının çabası sonucu, kasabadaki ilkokula yazdırılır. Öğretmeninden ödül alacak derecede başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, babası akrabalarına “Köyde yanımda okutacağım” diye kasabadaki okuldan alır, köye götürür. Asıl niyeti kendisine yardımcı olarak çalıştırmaktır. Okula yazdırmaz. Köylerde dövencilik ve sobacılık yaparak dolaşırlar.
On bir, on iki yaşlarında olmasına rağmen, kendi başına iş yapabileceği yaşa ve güce geldiği düşünülerek, ihtiyacı olan bir kişinin yanına azap olarak verilir.
Azaplıkta biraz piştikten sonra, başka bir köye, bir ağanın yanına çoban olarak verilir. Çocuk yaşta olmasına rağmen fiziki olarak güçlü kuvvetlidir. Dış görünüşü yaşından büyük gösterdiği için verilen sorumluluk da yaşının ve gücünün çok üstündedir.
Azaplıktan ve çobanlıktan sonra varlıklı bir ailenin yanında hizmetçi olarak verilir. Orada da çalışma koşulları zordur dayanamaz ve başka bir şehirde ağanın yanında hizmetçi olarak çalışan ablasını yaşadıklarından haberdar eder. Ablası, durumunu öğrenince çalıştığı evin hanımına kardeşinin durumunu anlatır. Zaten hizmetçiye ihtiyacı olan evin hanımı kardeşini getirmesine “evet” der. Ablası bir şekilde yanına kardeşini alır.
Ozan Çağdaş, Azaplıktan kurtulduğu için çocuklar gibi sevinmektedir. Ancak gittiği yerde de umduğunu bulamaz. İki katlı evde yatacak bir yer verilmez, hayvanların kaldığı ahırda otların, sapın samanın........
