menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP’DE OLANLARI İZLERKEN…

4 0
wednesday

Dünyanın pek çok yerinde, kimi toplumlar huzur içinde yaşayıp gelecekleri için güzel işler yaparken, başka bazı toplumlar yıllardır bir türlü çözemedikleri sorunlara katlanarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Biz de ikinci kesim içinde bulunuyoruz.

Her sorunun çözümü olmasına karşın, toplumumuz süreğen (kronik) sorunlarından neden bir türlü kurtulamıyor ve birinci kesimde yer alamıyor dersiniz?

Uluslararası mali sermayeye (emperyalist sisteme) bağımlılık, işsizlik, yoksulluk, pahalılık, gelir dağılımındaki adaletsizlik, yapısal üretim yetersizliği gibi iktisadi,

Kent ve kır yaşamındaki sıkıntılar, çocuk işçiliği, kayırmacılık, örgütsüzlük, eğitim yetersizliği, kadın cinayetleri, şiddet, iş başında ölümler, trafik kazaları, depremlerdeki kitlesel ölümler gibi toplumsal,

İnsan hakları, yargı bağımsızlığı ve adalet, düşünce ve anlatım özgürlüğü, yolsuzluklar, yönetimlerin saydamlığı gibi hukuk ve demokrasi

konularındaki sorunların onlarca yıldır süregelmesi ve çözülmemesinin temel bir nedeni olmalı, değil mi?

Bireysel yaşamda sorunlarını bir türlü çözemeyen insanları, yakınları bile “beceriksiz” diye niteler; onlar da “ben zaten hiçbir şeyi beceremem” sözleriyle bunu kabullenirler ve kurtulamadıkları sorunlarıyla yaşamaya katlanırlar.

Ancak, birincil sorunu “sorunlarını çözememek” olan hiçbir toplum bile böyle nitelenemez. Yılgınlığa düşmüş birçok kişiye göre bunun nedeni toplumun “beceriksizliğidir” ama bu kolaycı genelleme doğru değildir.

“Sana senden gelir ancak bir işde dâd lâzımsa.

Ümidin kes zaferden gayriden imdâd lâzımsa”

dizelerinde günümüzden 150 yıl önce söylendiği gibi bireysel olduğu kadar toplumsal düzeyde de her sorunu çözecek olan sorunun sahibidir.

Bu gerçeğin farkında olan bireyler gibi toplumlar da sorunlarının çözümü için “ondan bundan”, özellikle de kurulu düzenle çelişkisi olmayanlardan “yardım beklemez, başlarının çaresine bakarlar”.

O çare nedir, görelim…

Toplumu derinden etkileyen süreğen sorunların köklü çözümü için kimi koşulların sağlanmış olması gerekir. Bu bağlamda, toplumun büyük kesimi;

Yaşadığı sorunları bütün boyutlarıyla saptamış, tanımlamış ve kavramış olmalı,

Görünen sonuçlarla zaman geçirmekten çok sorunların köken, kaynak ve gerçek nedenlerini öğrenmeye odaklanmalı,

Alternatif çözümler üzerinde bilgili, istekli, kararlılık sahibi ve genel bir uzlaşmaya varmış olmalı,

Sorunlardan kurtulmayı başarmak için gerekli en uygun araçları sağlamaya çalışmalıdır.

Bu nesnel ve öznel koşullar sağlandığında, toplumlar kendilerini adım adım zafere götürecek en önemli araç olan örgütlülüğe kavuşacaklardır. Örgütlülük olmaksızın başarıya ulaşılamayacağı gibi, başarı için de örgütlenenlerin, ortak amaç doğrultusunda bilgili, birikimli, gerçekçi, kararlı, dayanışmacı, sabırlı, özverili ve iş birliğine açık olmaları; öncülük........

© Sonsöz