menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

COĞRAFYA ROMANTİZM SEVMEZ

6 0
02.08.2026

Tarih bazen devasa orduların adımlarıyla değil, bir sabah vakti Akdeniz’in soğuk sularına kendini bırakan binlerce insanın çaresiz ama kararlı yürüyüşüyle yön değiştirir.

Dalgakıranları aşan, tel örgülerin önünde biriken o kitleler; sadece bir sınırı zorlamaz. Siyasetin en konforlu salonlarında kurulan süslü cümleleri, teoriyle cilalanmış ideolojileri ve devletlerin yıllardır tekrarladığı ezberleri bir anda gerçeğin soğuk duvarına çarpar.

Ceuta’da yaşananları sadece sıradan bir göç dalgası olarak okumak resmi eksik görmektir. Sınırı geçenler yalnızca dalgalarla boğuşan insanlar değildi; şık kürsülerde yıllardır alkışlanan o büyük vaatler de o gün o sınırda kaldı. İnsan hakları söylemleri, açık toplum övgüleri ve sınır tanımayan vicdan çağrıları, devlet aklının sert kayalıklarına çarptığında tuzla buz oldu.

Çünkü coğrafya romantizm sevmez. Söylemler alkışlarla beslenirken, devletler ancak kriz anlarında verdikleri sınavla ölçülür. Sınır kapısına dayanan o kriz anında, ne seçim meydanlarının heyecanı kalır ne de liberal kuramcıların kağıt üzerindeki kabulleri. Sahne kapandığında geriye yalnızca egemenlik, kamu düzeni ve ne pahasına olursa olsun devleti ayakta tutma zorunluluğu kalır. Ahlaki ilkelerin devletin bekası karşısında ikincil plana itilmesi belki vicdanı yaralar; fakat siyaset tam da bu hayal edilen ideal dünya ile yönetilmek zorunda olunan sert gerçeklik arasındaki o dar........

© Sonsöz