GERÇEK SUSAR, ALGI BAĞIRIR
Ve kalabalık… her zaman bağırana döner.
Gerçek, gürültü yapmaz. Sessizdir. Belgelerin arasında saklanır, detayların içinde nefes alır. Onu duymak için kulak yetmez, dikkat gerekir. Ama algı… manşet olur, tekrar olur, yayılır. Ve bir süre sonra, herkesin zihninde tek hakikat gibi yerleşir.
İnsan sandığı kadar görmez, gördüğünü sandığı kadar inanır. Çünkü algı, dış dünyanın değil, iç dünyanın aynasıdır. Korkularla beslenir, önyargılarla büyür, tekrarlarla katılaşır.
Bir şey ne kadar çok söylenirse, o kadar doğru kabul edilir. Oysa doğruluk, tekrarın değil, tutarlılığın ürünüdür.
Güç, gerçeği her zaman değiştiremez. Ama algıyı yönlendirebilir. İnsanlar çoğu zaman olanı değil, anlatılanı savunur. Çünkü bir olayın ne olduğu değil, nasıl anlatıldığı belirler neye inanılacağını.
Algı büyük yalanlarla değil, çoğu zaman küçük kırpmalarla kurulur. Gerçeğin bir parçasını alır, bağlamından koparır ve onu yeni bir “doğru” gibi sunar. Ve insanlar bütünü değil, kendilerine gösterilen parçayı savunur.
Algı kalabalığı........
