Bir Şehrin Tadı Neden Kaybolur?
Bir şehrin mutfağı bir sabah ansızın ortadan kalkmaz.
Önce evlerde daha az pişirilmeye başlanır. Sonra lokantaların menülerinden çekilir. Ardından tarifini bilen son birkaç kişi de susar. Bir süre sonra o yemek, belediyelerin hazırladığı broşürlerde adı geçen fakat şehirde bulunamayan bir hatıraya dönüşür. Amasya’nın önündeki asıl tehlike budur.
Elmasıyla tanınan, tarihî konaklarıyla fotoğraflanan, Yeşilırmak kıyısındaki görüntüsüyle hafızalara yerleşen bu şehir; mutfak kültürünü turizmin güçlü bir parçasına dönüştürmekte hâlâ istediği noktaya ulaşabilmiş değildir. Oysa bugünün ziyaretçisi yalnızca görmek istemiyor.
Tatmak, dokunmak, hikâyesini dinlemek, üreticisiyle tanışmak ve döndüğünde anlatabileceği bir deneyim yaşamak istiyor. İnsanlar artık şehirlerden magnet değil, hatıra topluyor. İyi hazırlanmış bir sofra, bazen en görkemli tarihî yapıdan daha kalıcı bir iz bırakabiliyor.
Amasya’ya gelen bir ziyaretçiye şu soruyu sormak gerekir:
“Bu şehirde yalnızca Amasya’ya ait olan ne yediniz?”
Cevap birkaç ürünle sınırlı kalıyorsa ortada zenginlik eksikliği değil, anlatma ve sunma eksikliği vardır.
Amasya mutfağının güçlü bir envantere, ortak bir dile ve şehir çapında sahiplenilecek gastronomi politikasına ihtiyacı bulunuyor. Hangi yemeklerin korunacağı, hangi ürünlerin markalaştırılacağı, hangi tariflerin restoran menülerine taşınacağı ve hangi köylerin gastronomi rotalarına dâhil edileceği belirlenmelidir.
Bu mesele yıllardır Yaman Kesim tarafından dile getiriliyor.
Yaptığı araştırmalar, topladığı bilgiler ve unutulmaya yüz........
