menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayrak Çılgınlığından Hepimiz Sorumluyuz!

5 1
23.01.2026

Türk Bayrağına saldırıda bulunan gencin, yerde çamurlar içerisinde tekmelene tekmelene sürüklenmesi, tekmeleri yedikçe “Abi, abi, abi...” diye cılız yalvarış çığlıkları atması, kan revan içerisindeki yüzünü gözünü avuçları ile korumaya çalışan görüntüleri, izleyen insanların çoğunun içini sızlatmıştır.

Genç bir insanı ve onun gibi nice çocukları, gençleri, canlarını ortaya koyacak şekilde bu tür çılgınlıklara sürükleyen, ortam ve etkenler nelerdir? Bu sorunun yanıtları bulunmadan ve çözüm önerileri üretilmeden bu terör vahşetinin önüne geçmek mümkün müdür? İşin özü; “sivrisinekler öldürmekle bitmez, sivrisineği üreten bataklıkların kurutulması zorunludur.” Bu da, ülkedeki tüm sosyal ve siyasal kesimleri, ortak noktada buluşturacak çağdaş bir demokratik sisteme kavuşturmakla mümkün olabilir.

Dün gibi hatırlıyorum, 2010’larda başlatılan Açılımlar ve Barış Süreci döneminde de benzeri bir olay yaşanmış, askeri bölgedeki bir Türk Bayrağı, teröristler tarafından gönderinden indirilmiş, bugünkü gibi pek de tepki gösterilmemişti. Hatta o dönemde güvenlik güçlerine, “İzin verilmedikçe PKK’lılara saldırılmayın” şeklinde talimatlar veriliyordu. Diyarbakır meydanlarında devlet yetkililerimizle birlikte Barzani’lerin, Şıvan Perver’lerin katıldığı etkinliklerde “Megri Megri” diye Kürtçe türküler söyleniyor, halaylar çekiliyordu.

İnişli çıkışlı bu kanlı süreci anlatacak değilim. Ancak, daha önceki yazılarımda da sık sık yinelediğim gibi, siyaset cephesinin, “Terörsüz Türkiye” argümanı ile başlattığı yeni sürecin, ülkemizi nerelere sürüklemekte olduğuna dikket çekmek istiyorum.
2010’lardaki Barış ve Acılım Süreci, Kürt kesimi ile birlikte Alevi, Roman ve Ermeni kesimlerini de kapsıyordu. Ancak........

© Sonsöz