2025’ten 2026’ya Girerken
Bu haftaki konuma gelince…
2025 yılı resmî olarak “Aile Yılı” ilan edilmişti. Aile yapısının korunması, toplumsal bağların güçlendirilmesi sıkça dile getirildi. Ancak yılın sonunda ortaya çıkan tablo, söylenenlerle yaşananlar arasındaki farkı açık biçimde ortaya koydu. Çünkü 2025 yılı içerisinde resmî veriler ve bağımsız izleme raporlarına göre Türkiye’de üç yüzün üzerinde kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Bu rakam bir istatistikten ibaret değildir. Geride kalan çocuklar, parçalanan aileler ve toplumda giderek derinleşen güvensizlik duygusunu temsil etmektedir. Aileden söz ederken, en temel güvenli alanın hâlâ sağlanamıyor olması ciddi bir çelişkidir.
Çocuklar açısından da 2025 zor bir yıl oldu. Akran zorbalığı artık geçiştirilecek, zamanla unutulacak bir mesele değildir. Uzman raporları, zorbalığın hem okul ortamında hem de dijital alanlarda belirgin biçimde arttığını göstermektedir. Bu noktada sorumluluk açıkça ailelere ve okullara düşmektedir. Çocukların ilgiye, alaka görmeye ve ciddiye alınmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. “Takma kafana” ya da “büyütüyorsun” gibi ifadeler çocukları korumaz, aksine yalnızlaştırır. Okulların da yalnızca akademik başarıya değil, çocukların ruh hâline ve davranış değişimlerine odaklanması artık bir tercih değil........

Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin