Kaybolan Değerler ve Yeniden İnşa Edilebilecek Bir Gelecek
Pırıl pırıl bir gençliği kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Bu durum yalnızca bireysel hataların sonucu olarak görülmemeli; ebeveyn tutumlarının, toplumsal davranışların, eğitim sisteminin ve siyasi-yönetimsel yapıların bir araya gelerek oluşturduğu çok komplike bir sorunlar yumağının sonucudur. Her biri kendi içinde etkili olan bu unsurlar, birleştiğinde bir milletin geleceğini doğrudan etkileyecek kadar güçlü bir tablo ortaya koymaktadır.
Günümüzde çocuklar ve gençler, büyük ölçüde sınav odaklı bir sistemin içinde yetişmekteler. Başarı; genelde alınan puanlar, yerleşilen okullar ve elde edilen kariyer üzerinden tanımlanmakta, bireyin karakter gelişimi ve insani değerleri ikinci plana atılmaktadır. Bu yaklaşımı benimseyen veli ve eğitimciler, iyi niyetli olsa dahi, gençleri dar bir başarı kalıbına sıkıştırmaktadır. Oysa hayat, yalnızca akademik başarılarla ölçülemeyecek kadar geniş ve çok yönlüdür.
Sadece okuldaki başarıya dayalı kariyer planlarıyla sağlıklı bir gelecek inşa etmek mümkün değildir. Çünkü bireyi ayakta tutan yalnızca bilgi değil; aynı zamanda değerlerdir. Ahlaki, milli, manevi ve vicdani kavramlar, bir insanın hem kendisiyle hem de toplumla kurduğu ilişkinin temelini........
