menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kuzuların sessizliği, sırtlanların uluması

16 0
02.03.2026

Amerikan emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi İran’ı vurmaya başladılar. Dini lider Ali Hamaney’in öldürüldüğü doğrulandı. Öldürülenler arasında bazı üst düzey komutanlar var. Bir okulun küçük kız öğrencileri ve bir kadın voleybol takımının oyuncuları da var. İki gündür izlediğimiz, bize izlettirilen durumun analizi yapılabilir yapılmalıdır. Ancak gün o gün değil. Şimdi öfke ve kızgınlığı kusma zamanı. 

İran’ı çağırdılar masaya oturttular. Görüşmelerin ortasında İran’ı vurmaya başladılar. Bu yeni bir tarz değil. Emperyalizmin ahlakı yoktur diyerek geçelim. Yıllar önce açıkladılar. 2014’te Merkel ve François Hollande Rusya’yı Ukrayna ile oyaladılar. Bunu da itiraf ettiler. Masadan kalkacak Ukrayna’yı masaya razıymış gibi masada tuttular, sonra da Ukrayna Minsk Görüşmeleri’nden çekildi. Sonra ortaya çıktı, Rusya’yı oyalamışlar. Oyalayarak Ukrayna’ya saldırıyı geciktirmiş ve Ukrayna’yı askeri olarak tahkim etmişler. Ne diyeceğiz uluslararası ilişkilerin realizmi mi diyeceğiz? Yoksa bildiğiniz utamaz bir fırsatçılık mı?

İran vurulurken akıllarına daha geçen aylarda protestolar sırasında ölen İranlılar geldi. Trump ve avenesi "37 bin İranlı öldü, çok üzülüyoruz İranlılar için" diye açıklama yaptılar. Bu açıklamalar sırasında bir okul vuruldu ve 150 kadar çocuk emperyalist-Siyonist saldırının kurbanı oldu. Ne diyeceğiz? “Öngörülemeyen zayiat” mı diyeceğiz? Gazze’de son iki yıldır öldürülen çocuklar için ne diyeceğiz?  “Geleceğin teröristleriydi onlar, iyi oldu" mu diyeceğiz? 

Trump ve avenesi Epstein dosyalarından dökülüyorlar, çocuk istismarı ve tecavüzünden sorumlu görünüyorlar. Epstesin’in MOSSAD ajanlığı kesinleşmiş bir vaka gibidir. Netanyahu’nun Epstein dosyaları ile Batılı liderlere şantaj yaptığı iddia ediliyor. Böylece onları İran’ın yok edilmesine ikna etmiş. Çok mu asparagas ve komplo teorisi kıvamlı? 

Eskiden her şey için daha sistemik, daha eğilimsel açıklamalar arardık, malum bilimciyiz ya? Aslında eskisi için yanlış da değildi hani. Orada kurullar üzerinde duran, iyi kötü bazı kuralların geçerli olduğu katı haldeki bir kapitalist yapı vardı. Pervasızdı ama pervasızlığını bir noktaya kadar gemleyecek kural ve kurumlar vardı herhalde. En başta Sovyet Sosyalizminin baskısı vardı. Şimdi yok. Şimdi kapitalist dünya bir orman, orman ise kaotik ve anarşizan bir yapı. Eğer orman ise güçlünün borusunun ötmesi normal bir şey. 

Gazze’de öyle olmadı mı? Aylar boyunca öldürdüler. Güçten takatten düşmüş bir halkı aç bıraktılar, itip kalktılar, öldürdüler, yerinden evinden ettiler. Tüm dünyanın gözü önünde yaptılar. Bazıları göstermelik bir şekilde homurdansa da kimse bir şey yapmadı. Sonuçta o halkı birkaç kilometrelik bir koridora mahkum bıraktılar. Ama yetmedi, öldürmeye devam ettiler. Artık adı kondu değil mi: Soykırım. Ama kimse bir şey yapmadı. Kudretli ve güçlü olanlar nerdeyse kılıç ve fethi hakkı dediler. Gücü ve kudreti olmayanlar da sessizlikleri ile onayladılar kurban ayinini. Küçücük bir devlet tüm kapitalist dünyayı dize getirdi sanki; kitlesel halde öldürdü, öldürmeye de devam ediyor. 

Belli ki faşist İsrail için bu bir tür güvenlik doktrininin hayata geçirilmesinin adımlarıydı bunlar. Zaman içinde oluşturulmuş bir doktrin. Kökleri Weizmanlara, Golda Meirlere, Menahem Beginlere, Ariel Şaronlara kadar gidiyor. Doktrinin özü şudur: İsrail’in yaşaması için çevredeki herkesin susturulması gerekir. Sırtlanın uluması için kuzuların sessiz kalması gerekir. Daha öce de yazmıştık, patolojik bir toplum, patolojik bir devlet. Toplama kamplarından kurtulan ve fakat soykırımın travmasını atlatamayan nesiller tarafından kurulan, sürekli kuşatılmışlık hissi altında yaşayanların kurduğu bir devlet. Küçük okul çocuklarına Filistinlilere, Lübnanlılara atılacak füzelerin üstüne resim çizdirecek ve füzeleri öptürecek kadar patolojik, hastalıklı bir devlet. Kendi benliğini, vücudunu ve varlığını katledenlere benzemeye başlayanların kurduğu katil ve soykırımcı bir devlet. 

Artık hukukmuş kuralmış hiç takmıyor. Netanyahu bombardıman başladıktan sonra İranlıları sokaklara dökülmeye ve rejimi yıkmaya davet etti, "sizi özgürleştirmek için yapıyoruz" dedi. İroni, parodi, trajedi; ne diyelim? Dedik ya süslü kavramlara ihtiyaç yok, alçaklık deyip geçelim. Özgürlük için sokaklara dökülen Filistinlileri katleden yapının tepesinde oturuyor, başka bir halkı özgürleştirdiğini iddia ediyor. Ne diyelim? Arsız bir katliamcılık diyelim mi?

İsrail savaş durumunda diye yıllardır seçim yapılmıyor. Kendisi ve faşist kabinesi yıllardır seçimsiz, sorgusuz sualsiz bir ülke yönetiyorlar. Kendisini amasız fakatsız destekleyen Batı'nın büyük kapitalist emperyalist ülkelerinin sözde demokrasiye bağlılık ilkelerinin yüzüne tükürüyor iktidarda kaldığı her dakika. Hakkında açılmış yolsuzluk davaları, anayasal düzeni ihlal iddiaları; tüm bunlar ortada kabak gibi duruyorlar. Ama ne hikmetse ona koşulsuz destek veren Avrupalı büyük “demokrat” süprüntüler bunları görmezden geliyorlar. Onlara göre Bibi Ortadoğu’nun yozlaşmış ve demokratik olmayan yapılanmalarına karşı savaşta. Bibi’nin kini kişisel bir kin bir taraftan. Ağabeyi, kurtarma göreviyle gönderilen komando timinin bir üyesi........

© soL