menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ufalanmış halklar senfonisi

74 35
24.01.2026

Suriye’nin Kürt bölgesi, Esat Suriye’sinin düşmesine benzer bir biçimde birkaç günde düştü. ABD arkasından çekilince SDG kuvvetleri barbar cihatçıların önünde dağıldı. Rojava’dan geriye Kobani adacığı, Haseke ve Kamışlı kaldı. Suriye’de ikinci bir Kürdistan kurma rüyası böylece bitti.

Tepkiler umulmadık bir biçimde zayıftır. Derhal gözler içeriye döndü. Öcalan, "süreç devam ediyor" dedi. SDG’nin, böylece, “doğal sınırlarına” döndüğü de genel kabul görüyor. Demek ki Kürdistan rüyasının zemini pek küçük ve aynı anlamda pek zayıftır. Emperyalist desteğe ve himayeye mecbur bırakan işte bu zayıflıktır.

İçeride DEM Parti ve sol-sosyalist partilerin “Kürt halkının ve ezilen tüm Ortadoğu halklarının yanındayız” başlıklı ortak bildirisine de bu çaresizlik damgasını vurmuştu. Bu kadar sol partinin toplanıp imzaladığı bildiride bölgedeki esas oyuncular, ABD, İngiltere ve İsrail yoktu.

Halbuki hayali yıkan AKP-MHP ekürisi veya emperyalist güçlerin ortak üretimi, “Cihatçı Frankenstein” Golani değildi. SDG’nin sahadaki rolünün bittiğini ilan eden ABD’nin sömürge valisi Tom Barrack’tı. Desteğin çekildiğini ilan eden “Kürtlere muazzam miktarlarda para ödendi, petrol ve başka şeyler verildi. Onlar bizim için değil kendileri için savaştı” diyen Trump’tı. Açık olan şey Suriye’de ikinci bir Kürdistan’a gerek kalmamış olmasıdır.

***

Yıllar önce “Emperyalist işgal altında halklara kalan sadece kendi ‘kederlerini’ tayin hakkıdır” diye yazarken kastettiğimiz buydu. Emperyalistler yüzyıllardır kimliklerle, inançlarla, geleneklerle, sınırlarla oynar, amaçlarına ulaşmak için kullanır. Ajanlarını gönderir, işbirlikçilerine para yağdırır, silahlandırır, kukla yönetimler kurar, darbelere girişir, suikastlar yapar. Halkları birbirine düşürür, kardeşleri birbirlerine düşman eder, kan döker, kan döktürür. Kendi İslam’ını oluşturur, kendi cihatçısını yaratır, kendi devletlerini oluşturur, kendi etnik bölgelerini yaratır.

Bunlar, hep birlikte “Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı”nın güncel tezahürleridir. Ortaya çıkışının esası emperyalist işgale karşı direnen halkların bağımsızlığıdır. Bu durumda emperyalizme yedeklenen halkların hakkından söz edemeyiz. İşbirlikçilikte “kader” bulamayız. Kaderimizi emperyalistler belirleyemesin, ilkenin dediği budur çünkü. Emperyalizme direnemeyen halklara kalan sadece kendi “kederlerini” tayin hakkıdır. Tekrarlamış oluyoruz.

Adını koyalım; kederini tayin hakkı ulusların ayrılma hakkıdır. Ancak ayrılma hakkının her zaman işçi sınıfının çıkarına........

© soL