Ezilen gazeteciler, birleşin!
Üzülerek yazıyorum, gazetecilik artık bir meslek değildir. Ölümü Turgut Özallı yıllarda TV kanallarının özelleştirilmesi ile başladı. Özel TV kanalları ve gazetelerin holdinglere rehin bırakılması ile devam etti. Yakın tarihi yavaş ve uzun bir can çekişmeden ibarettir. Kamu yayıncılığını adım adım bitirdiler. Özel yayıncılık ise daha yolun başında birer holding bültenine dönüştü. Sonra tersinden bir kamulaştırmaya girişildi. Bütün özel medya kuruluşları, tabii TRT ve AA, bir parti yayınına dönüştürüldü. Basın artık bir AKP ve Holdingler konsorsiyumu faaliyetidir. Ölmüştür ve içinde gazetecilik kalmamıştır.
AKP’nin doğrudan kontrol ettikleri ve üzerinde dolaylı kontrol kurdukları ile birlikte tamamı sermayenin acımasız sansürü altındadır. Haliyle artık bir “muhalif medya”dan söz edemeyiz. Adını koyalım, Now, Sözcü ve Halk TV türü sermaye girişimlerini de basından sayamayız. “Fıtratları uygun değildir” demek istiyorum!
Basın olmayanda gazeteci bulamayız. Beyaz yakalı plaza erbabı sayabiliriz, yerindedir. Sermaye güvenliği için gündelik kayıt tutmaktadırlar. Negahan-Nevşin türünü, halkına-ülkesine-insanına düşman bu yeni türü, ancak böyle açıklayabiliriz. Meslek olmaktan çıkmış bir mesleğin son icracılarıdır.
***
Çürümeyle, karşıdevrimle, gericilikle gazetecilik arasında ters orantı var. Bunlar çoğaldığında gazetecilik azalır. Tersi de doğrudur; gazetecilik, basın, ancak devrimle birlikte ortaya çıkar, devrimle hayat bulur.
Matbaanın icadından sonra ortaya çıktı. Başlangıçta kişisel bültenlerden ibaretti. İlk gazeteciler de, Journalist, haber verirdi. Temeli muhabirliktir; kaynakları kullanarak bilgi araştıran, yazan ve raporlayan bir meslek türüdür. Haberi kendisi bulur, kendisi yazar, kendisi basar veya bastırır, kendisi dağıtırdı. 1970’li yıllarda İstanbul’da “destancılar” vardı, aynı yolu izlerlerdi. Kollarının altına sıkıştırdıkları tek yaprak üzerine basılmış bir destanı, kalabalıkta yüksek sesle okuyarak etrafında toplaşan meraklılara satarlardı. Destandaki haber, genellikle trajik bir cinayetten ibaret olurdu. Haberci olayı kaleme alır, destanlaştırır, basar, sonra sokaklarda dağıtırdı. Gezgin gazete satıcılığının öncüleridir. Mesleğimizin saf halidir.
Kökleri 16. yüzyıldadır. 18. yüzyılda bugünkü şekline yaklaştı. Ama bu sansürü de beraberinde getirmişti. Devlet ve Katolik kilisesi yeni mesleği pek sakıncalı buluyordu. Kilise, Katolik inancına ters düşecek yayınların basımının önlenmesi için kilisenin matbaaların üzerinde tam bir sansür yetkisi olması gerektiğini inanıyordu. Tanrı ve devlet gazetecilerden........
