menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürkçüler, Kürtler, Türkiye, Suriye

179 34
21.01.2026

Suriye’de bir süredir kaynayan kazan sonunda patladı ve emperyalizmden cevaz alan cihatçı güçler önce Halep’teki Kürt mahallelerine, ardından da Halep’in doğusunda ve YPG’nin kontrolünde bulunan bölgelere taarruza geçtiler.

Dün yaptığı açıklamada Karayılan, emperyalistlere “şimdi ne oldu da müttefikinizi böyle bir saldırıyla yüz yüze bırakıyorsunuz” diye sitemle karışık bir soru soruyordu ve olan bitenin anlaşılması için sorulması gereken soru tam olarak buydu.

Sahiden de ne olmuştu da Suriye’ye emperyalist müdahalenin başladığı günden itibaren ABD tarafından kollanıp gözetilen SDG/YPG gözden çıkarılmış, cihatçıların saldırılarına cevaz verilmişti?

Bunun ilk nedeni elbette ki 2024 yılının Aralık ayında Esad yönetiminin düşmüş olmasıydı. SDG/YPG’nin varlığı Suriye ordusunun Fırat’ın doğusuna geçmemesi için ABD açısından işlevseldi ve sözde “IŞİD’le mücadele” adı altında buraya bir de uluslararası güç yerleştirilmişti. Esad IŞİD kökenli El Kaide’ciler tarafından devrildikten sonra ise adım adım bu işlevsellik ortadan kalkacaktı.

İkincisi Colani ve cihatçılara ABD’nin ve Batı’nın açtığı krediydi. Başta Trump ABD’si olmak üzere İngiltere, Almanya ve Fransa, cihatçıların meşruiyetini net bir şekilde tanıdılar. Daha düne kadar başına ödül konulmuş olan Colani ABD’deki Birleşmiş Milletler toplantısına çağrıldı, Trump kendisini Beyaz Saray’da ağırladı, Avrupalı liderler de çeşitli vesilelerle Colani ile görüştüler, en son geçtiğimiz günlerde von der Leyen öncülüğündeki AB Heyeti Şam’da Colani’yi ziyaret etti, Colani’nin Almanya ziyareti ise Suriye’deki son gelişmeler nedeniyle ertelendi. Velhasıl ABD ve Batı Colani’yi tanıdı, meşruluğunu kabul etti.

Üçüncü olarak İsrail Colani’nin ve cihatçıların bırakın kendisi için tehlike arz etmeyi, gayet kullanışlı olacağını bizzat deneyerek ve gözlemleyerek anladı. Tarihi boyunca İsrail’e tek kurşun sıkmamış cihatçılık, Suriye’de de aynısını yaptı ve Suriye’nin güneyinin fiilen İsrail işgali altına girmesine göz yumdu. Dahası İsrail başta İran, Hizbullah ve Haşdi Şabi olmak üzere bölgede kendisine tehdit oluşturan güçlere karşı Colani’yi ve cihatçıları elinin altında tutmasının kendi faydasına olacağını gördü. Buna uygun bir şekilde, bu ayın başlarında Paris’te taraflar her konuda mutabık olmasalar da ABD’nin himayesinde bir istihbarat anlaşması imzaladılar ve ilişkileri geliştirmek için önemli bir adım atmış oldular.

Dördüncüsü, AKP-MHP iktidarı, Türk dış politikasını iş başına geldiği günden itibaren hızlı bir şekilde Trump’a endeksleyerek Gazze, Ukrayna ve İran gibi başlıklarda Türkiye’nin Amerikancı pozisyonunu derinleştirdi ve Suriye’nin cihatçılara bırakılmasında ve SDG/YPG’nin boşa düşürülmesinde ciddi bir rol oynadı. Trump’ın mütemadiyen Suriye üzerinden Erdoğan’a övgüler düzmesi bir tesadüf değildi yani.

Tüm bunların toplamı olarak söyleyebiliriz ki ABD, Avrupa ve İsrail, Suriye’yi Colani liderliğindeki cihatçı güçlerin yönetmesi hususunda bir mutabakata vardı, bu ise SDG/YPG’yi önemsizleştirdi ve cihatçıların........

© soL