Cumhuriyetçilerin programı hangi ilkelere ve ittifaka dayanmalı?
Antik çağlardan bu yana Cumhuriyetlerin devrimlerle kurulduğu ve karşı-devrimlerle yıkıldığı önemli bir tarihsel genelleme olarak karşımızda duruyor.
Yakın tarihimizdeki çok kritik ve cumhuriyetçilerin birliğini anlamlandıran saptama ise 1923’te kurulan Cumhuriyet’in sermaye sınıfı siyaseti tarafından yıkıldığına dayanıyor.
Eğer cumhuriyetinizi bir karşı-devrimci sürece karşı kaybettiyseniz, tekrar kazanmak için ne yapacağınızı bilmek çok kritik hale gelir. Cumhuriyet’i bir devrimle tekrar kazandığınızda nasıl bir yaşam kurulacak? Ekonomik ilişkiler neye yaslanacak? Uluslararası ilişkiler yeniden nasıl inşa edilecek?
Bu sorulara verilen yanıtlar aynı zamanda hangi toplumsal kesimlerin ittifak ilişkisi içinde olacağını da belirler.
Geçen hafta sonu Ankara’da toplanan Cumhuriyetçiler Kurultayı güncel siyasete Cumhuriyetçilerin nasıl müdahale edeceğini tartıştı. Ayrıca Kurultay bir yıla yakın bir süredir yüzlerce uzman ve alandan emekçinin katılımıyla hazırlanan bir emekçi cumhuriyetinde yaşamın nasıl olacağına dair Kurtuluş Programını ele aldı.
Genel olarak kabul gören ve Kurultay delegelerinin ilettiği geri bildirimlerle zenginleşen 150 sayfaya ulaşan programı burada ele almak mümkün değil, ancak ana hatlarını vurgulayabiliriz.
Eğer Cumhuriyet’i yıkan esas olgu sermaye sınıfının açgözlü yağması ile ülkenin bütün zenginliklerini, sanayi, maden, liman, yollar, akarsular, hastaneler demeden kendi mülkü haline getirmesiyse ve sermaye diktatörlüğü rejimi sınır tanımayan bir sömürü üzerine inşa edildiyse o zaman Cumhuriyetin bütün bu yağmalanmış zenginliklerin toplumsallaştırılmasıyla kurulabileceği ortaya çıkar.
Program bu toplumsallaşmanın çok önemli iki ayağını tanımlıyor: İlki, kırsal kesimde kooperatifleşme, ikincisi ise sermaye sınıfının gücünü aldığı üretim araçlarının ve bankaların devletleştirilmesi.
Program diğer bütün hedeflerini böyle bir kamulaştırma üzerine kuruyor. Ancak böylesine bir toplumsallaştırmadan sonra tekrar sömürü nesnesi değil, yurttaş haline gelebiliriz,........
