Avrupa’da kapitalizm çöküyor
Türkiye’de Cumhuriyet kurulurken “çağdaş uygarlık düzeyi” bir hedef olarak toplumun önüne konuyordu. Bu kavramla daha çok işaret edilen yer Avrupa’ydı ve Avrupa “çağdaş uygarlık” konusunda adeta sonsuzdan gelip sonsuz giden mutlak bir referans olarak kabul ediliyordu.
Oysa öyle olmadığını biliyoruz, ne sonsuzdan geldi ne sonsuza gidecek.
Anadolu’da Çatalhöyük’te 9 bin yıl önce tarım yapılırken Avrupa taş devri kabilelerinin yatağıydı.
Roma’nın yıkılışından ve Abbasi Devriminden sonra 9. yüzyılda Bağdat yarım milyonluk nüfusu ile “çağdaş uygarlığı” temsil ederken, Avrupa’da nüfus azalmış, ticaret yolları çökmüş, feodal kale ve manastırların etrafında bir avuç tarımla uğraşan insan kalmıştı.
On birinci yüzyıl civarında önce Akdeniz ticaretinin kontrolü tekrar Avrupa’ya geçmeye başladı, ancak esas sermaye birikimi coğrafi keşiflerle 16. yüzyılda başlayacaktı. Okyanus kıyısındaki devletlerin Amerika’yı ve Hindistan yolunu keşfetmesi büyük bir zenginliğin Avrupa’da yığılmasına neden oldu. Açıkçası Avrupa uygarlığının altında yatan unsur sadece kendi emekçi halkının değil, bütün dünya halklarının sömürülmesi ve yağmalanmasıydı.
Avrupa’yı Avrupa yapan kirli sömürü çarkından sadece bir örnek versek süreç daha iyi anlaşılacak.
Üç yüz yıldan daha fazla bir süre boyunca Batı Afrika halkı insan avcısı çeteler tarafından kaçırıldı ve Avrupalı köle tüccarlarına satıldı. Köleleştirilenler İngiltere başta olmak üzere Avrupa’ya köle pazarlarına götürüldüler. Satılanlar Atlantik’i geçecek gemilerin ambarında korkunç acılar içinde ve birçoğu yaşamını yitirerek Amerika’ya taşındı. Burada kamçı altında pamuk plantasyonlarında çalıştılar. Toplanan pamuk İngiltere’ye geldi ve işçilerin çocuk kadın demeden 16 saat çalıştırıldığı fabrikalarda önce ipliğe, sonra tekstil ürünlerine dönüştü. Tekstil ürünleri sömürge veya yarı-sömürge ülkelerin pazarlarını kapladı, Osmanlı gibi ülkelerde siyasilerin ihanetiyle kazanılan imtiyazlara dayanarak bu ülkelerin tekstil sanayilerinin çökmesine yol açtı.
Bu çok yönlü kötülük bütün dünyayı Avrupa’nın sömürgesi haline getirdi. On sekizinci veya on dokuzuncu yüzyılda bir İngiliz burjuva için şöyle denir: Evine döndüğü zaman müşfik bir baba ve........
