Top yuvarlak mıdır?
Uzun uzun tarihçe anlatmaya gerek yok. Kabaca 150 yıllık tarihi olan futbol ya da ayaktopu dünyanın en yaygın sporu. Bunun nedenleri muhtelif. Bir kere oynaması kolay. Düze yakın bir alanda dört taştan iki kale yaparak oynamak dahi mümkün. “Ofsayt”ı saymazsak -ki arsada oynananında bu da yok- kuralları da çok basit. Topu karşı kaleye sokmak için ayakla ya da eliniz, kolunuz dışındaki herhangi bir organınızla ittirmek yeterli. Bu anlamda izlemesi de kolay.
Karşılaştırmak gerekirse ragbiden çok farklı. İki sporun da kökeni ve kıdemi aynı ama kırk bin tane kuralı olan ragbi aynı ölçüde yaygınlaşmamış. ABD’de oynanan ve “Amerikan futbolu” denen versiyonu başka bir hikâye ama girmeyelim şimdi. Ragbide o kadar fazla kural var ki, hakem her verdiği kararın gerekçesini anlatıp kuralı anımsatmak zorunda kalıyor. Geçen yıl bir turnuva öncesinde konuşan bir Fransız milli takımı oyuncusu “kuralların hepsini aklımızda tutamıyoruz, o yüzden hakemin açıklaması iyi oluyor” demişti. Bir önemli fark da, ragbide topun yuvarlak değil yumurtayı andıran bir biçime sahip olması.
Futbolla ilgili sayısız deyimden birinin “top yuvarlaktır” olduğunu biliyoruz. Burada kastedilen sanırım maçın sonucunun önceden belli olamayacağı. Öyle mi peki? Artık pek değil. Bu olgu ile futbolun Türkiye’deki en güzel adamlarından biri olan Metin Kurt’un “Futbol borsada değil, arsada güzel” sözü arasında çok net bir ilişki var.
Metin Kurt sol kanattan koşarken futbolun ticarileşmesi çoktan başlamıştı ama top hâlâ görece yuvarlaktı. En zengin kulüplere karşı kazanmak mümkündü. Şimdi milyar dolarlık ya da avroluk kulüplere karşı yoksulların şansı çok az. İşin kötüsü bu eşitsizliğin de rol oynadığı ikinci bir çirkinlik daha var futbolun gerçeğinde: Bahis.
Ancak bahis sektörü öyle karar verirse favori olmayan yani yoksul takım zengin takımı yenebiliyor. Yuvarlak denilen futbol topu o noktadan itibaren hileli zarlar gibi köşeli hale gelebiliyor.
Futbolun kapitalizmin elinde görgüsüz, ahlâk yoksunu ve hileli bir sirk gösterisine dönüşmesi sadece sahayla sınırlı kalan bir olgu değil. Seyir kısmı aynı hızla kirlenmiş durumda. İzlemek için de para gerekiyor. İster stadyumda ister ekranlarda maç izlemek için müşteri olmanız şart. Başka bir deyişle izleyici için de top yuvarlak değil, adeta köşeli bir kumbara. İçine para atmazsanız dönmüyor. Yasak!
Siyasetin bu kadar yaygın bir spora bulaşmaması ihtimali yok elbette. Bunun tarihi de eski. Kıvılcımı futbol sahalarından sıçramış savaşlar dahi var. Bir de toplam hacmi trilyon doları aşan bir sektörün “apolitik” kalması olanaksız. O yüzden “Efendim spora/futbola siyaset karışmasın!” diyenler şayet ağır cahil veya çok saf kişiler değillerse sizleri kandırma peşindeki düzen aparatlarıdır. Bundan emin olabilirsiniz.
Futbol bal gibi de siyasidir. Üstelik sadece Türkiye’de değil, bütün gezegende. Bunu sadece olumsuz anlamda yorumlamak eksik olur. Futbolun topladığı kalabalıklar, taraftar dediğimiz kitle düzeni sarsabilecek bir potansiyele de sahip olabilir. Türkiye........
