menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşa verilen ara ve emperyalizmin düşük çeneli temsilcisi

38 0
20.04.2026

Savaşın tarafların birbirlerine ateş ettikleri bir süreçten ibaret olmadığını yaşayarak öğreniyoruz.

İsrail Birleşik Devletleri’nin İran’a karşı başlattıkları saldırının ateşli kısmındaki duraklama savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Öncelikle ABD’nin İran’a karşı uygulamaya çalıştığı abluka da bal gibi bir savaş aracıdır. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün de anımsattığı gibi, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/4 maddesinin ihlalidir. Etkili olup olmaması ikincil önem taşıyor. Olabilecek en alçakça (viciously) yöntemlerle savaşacağını Savaş Bakanı Hegseth’in pis ağzından açıklamakta sakınca görmeyen Washington’un hesabı, silahla yenemediği İran’ın gelir kaynaklarını kurutup halkını aç bırakmak. Böylelikle halkın ayaklanarak rejimi devireceği ya da en azından zayıflatacağı düşünülüyor olmalı.

Bu aracın kısa vadede ve tek başına sonuç vermesi ise mümkün değildir. İran’ın devlet örgütünün hiçbir konuda kısa erimli düşünmediğini artık öğrenmiş olmalıyız. Basra çıkışlı  petrol ihracatı tümüyle durdurulabilse dahi, İran’ın alternatif rotaları yok değil. Hazar denizi orada duruyor. Savaş sırasında İsrail oradaki limanları da bombaladı ama Rusya tepki gösterince saldırıların devamı gelmedi.

İran’ı zayıflatmak için savaşın ateşli kısmının aralıklarla sürdürülmesi bu bakımdan da kaçınılmaz. Gelen haberler doğru ise, İran ve ABD önümüzdeki hafta muhtemelen Salı günü yeniden masaya oturacaklar. İran henüz bunu teyit etmedi. Aksine ABD ablukası kalkmadan görüşmelerin başlamayacağını söyledi.

Yalnız Tahran savaştan çekinmediği gibi, diplomatik masadan da korkmuyor. Esasen  buradan kalıcı bir anlaşma çıkma olasılığı bulunmadığının da farkında. Olası bir görüşmenin en olumlu sonucu, ateşkesin bir süre daha uzatılması olur. Temel çelişki ve anlaşmazlıklar orta yerde duruyor. İran savunma ve saldırı kapasitesini, bunun yanında devlet yapısını koruduğu sürece İsrail Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu ve dünya tasarımının önünde ciddi bir engel olma niteliğini de koruyacak.

Üstelik bu engel olma hali salt maddi bir gerçekliği göstermiyor. Epstein çetesinin kazanamadığı, “düşmanı”nı ezemediği her savaş bölge ve dünya halklarını bu çirkin hegemonyanın sona erebileceği konusunda cesaretlendiriyor.

Yeni görüşmelerle ilgili ilginç bir gelişme de, ABD heyetinin oluşumuyla ilgili. Washington önce, Başkan Yardımcısı Vance’in Pakistan’a gitmeyeceğini, siyonist müteahhit Witkoff ve Kushner’in gene heyetin başında olacaklarını duyurdu. Kimi gözlemcilere göre, Vance’in yokluğu Trump’ın görüşmelerde ilerleme kaydedilmesi halinde İslamabad’a gidebileceğinin işaretiydi. Malum, ABD’de geçerli güvenlik protokolüne göre Başkan ve Yardımcısı aynı anda ülke dışında ve aynı yerde bulunamıyorlar.

Bununla birlikte akşam saatlerinde, Beyaz Saray kaynaklı bir bilgi tabloyu yeniden değiştirdi. Buna göre Vance de Pakistan’a gidecekti. Heyet oluşumunun görüşmelerin seyrine olumlu bir etkisi olacağını sanmıyorum. Yanılmayı dileyerek yapacağım tahmin, masadan yine nihai bir........

© soL