menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

1 Şubat'ta ne oldu?

8 9
08.02.2026

Aşağı yukarı herkesin fark ettiği ve son yıllarda giderek daha fazla insanın adını koymaya başladığı koca bir boşluktan söz ediyoruz…

Kapitalizm Türkiye’de de dünyada da içinde en ufak bir ümit beslenebilir olmaktan çoktan çıktı. Eşitsizliklerin üzeri hiçbir biçimde örtülemiyor, yoksulluk derinleşiyor, güvencesizlik kalıcı hale geliyor. Dünya nüfusunun en zengin yüzde 1’i, son iki yılda yaratılan toplam servetin yaklaşık yüzde 60’ını tek başına aldı. Türkiye’de ise TÜİK verileri, en zengin yüzde 20’nin toplam gelirden aldığı payın yüzde 49’un üzerine çıktığını, en yoksul yüzde 20’nin payının yüzde 6’yı bile bulmadığını söylüyor.

İşte bu tablo içinde, çürümenin, alçalmanın ve ahlaki çözülmenin sınır tanımadığı koşullarda insanları esaslı bir değişime, umutlu ve güzel günlere taşıyacak gerçek ve iddialı bir siyasetin boşluğudur sözünü ettiğimiz. Bu boşluğun kıyısından köşesinden geçiliyor, etrafından dolanılmaya çalışılıyor; zor olduğu için çoğu zaman imkansız sayılıyor. Oysa adını koymak gerekiyor: Dünyada komünizmin bayrağının yeniden yükselmesi, eğer insanlığın bir geleceği olacaksa, artık tarihsel bir zorunluluk halini alıyor.

Peki bu boşluk nasıl ortaya çıktı?
Bu boşluk, iktidar perspektifinin geri çekilmesiyle oluştu. Sosyalizmin önce ayağını bastığı ülkelerde, ardından dünya ölçeğinde iktidarı alabileceğine dair inancın zayıflamasıyla, iddianın askıya alınmasıyla doğdu bu boşluk… 1990’lardan sonra........

© soL