Cumhuriyetçiler, işçiler, 1 Mayıs
Türkiye’de 1 Mayıs’ın geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin gündeminde pek yer tutmadığı belli. Sol hareketin iç dokusunda Cumhuriyetçiliğin her zaman ağırlık taşımış olması, dolayısıyla 1 Mayıs’ı kutlayan emekçilerin çoğunlukla kendilerini hem solcu hem de Cumhuriyetçi saymaları başka bir bahis.
Burada önemli olan, emeğin gününü sahiplenenlerin baskın güdüsünün sınıfsal olmasıdır. Doğrusu da budur.
20.yüzyılın başlarından itibaren işçi sınıfının öncü unsurları, komünistler 1 Mayıs’ı gündeme taşıdılar. İlk kitlesel kutlamaya imza atansa, dönemin TKP’sinin etkin ve Kemal Türkler’in başkanlığını üstlendiği DİSK oldu. O kadar ki, 1976’da Taksim’de kurulan protokol tribününde sosyalist devletlerin Türkiye’de görev yapan temsilcileri yerlerini almışlardı.
Zaman içinde sağcı/sarı sendikal yapıları 1 Mayıs’a ortak etme çabalarına çok rastlansa da, bunların tamamı havada kalmıştır. Sağın pozisyonu, kapsayıcılığını daraltmayı hedefleyen, indirgemeci bir ifadeyle 1 Mayıs’ın “komünist bayramı” olduğuna dayanır…
On yıllar boyunca Cumhuriyetçiliğin “sınıflar üstü” bir karakter taşıdığı varsayıldı. Böyle bir karakter özelliği mümkün müdür diye tartışmayacağım; onu geçelim. Konumuz açısından Cumhuriyetçilerin –isterseniz Kemalistlerin- “algısını” merkeze koymak daha yerinde olur.
Bu kesimlerin çoğunluğunun, 1 Mayıs’ları sempatiyle veya kayıtsızca izlediğini tahmin edebiliriz. Sempati duyanların pek azı alana inmeyi........
