Otobüs durağı, otel odası, devlet aklı
Otobüs durağı deyip geçmeyin, şehrin aynasıdır.
Ülkeyi anlamak istiyorsan, durakta birlikte otobüs beklediğin insanlara göz ucuyla bakmalısın. O zaman görebilirsin hiç eksik olmayan yorgunluğu, içten içe birikmiş öfkeyi, zaman zaman taşınan heyecanı. Orada anlarsın şehrin ruh halini.
Bir de halkın panosudur otobüs durağı. İhtiyacı neyse onu bulduğu ya da paylaştığı ilan panosu.
“Dolgun maaş, artı sigorta, artı yol ve yemek”.
CV istemez, diploma sormaz. Dolgun maaş asgari ücrettir, daha fazlası değil. Yol, yemek, sigorta dediği, ödenip ödenmeyeceği patronun insafına bağlıdır. Otobüs durağındaki iş ilanında her şey çok açıktır.
Düz kâğıda tek cümle “sahibinden 2 1 kiralık daire”, altına bir de telefon numarası, o kadar. Durağa yapıştırılmışsa, dairenin öğrenciye de kiralanabileceği bilinir. Fiyatın yazmaması, evin pek de iyi durumda olmadığı, gittiğinde üç beş kuruş pazarlık edebileceğin anlamına gelir.
“Kayıp Kedi: Ponçik” ilanında resmini gördüğün o sevimlinin hangi tarihte, hangi saatte, hangi sokakta kaybolduğunu öğrenir, karşına çıktığında heyecanla eve dönmesini bekleyen sahibini araman gereken numarayı görebilirsin.
Şimdi çoğunlukla camlı bölmelerine süslü reklam panoları yerleştiriyorlar. Belediye hizmetlerinin piyasalaşmasının sonucudur. Bazen özelleştirilen bir kamu işletmesi, bazen ihaleye çıkarılan bir maden sahası, bazen de otobüs durağının içinde yerleştirilen ilan panosu. Kamu kaynağı yağmalamanın türlü türlü yolu var.
Ama ne yapsalar da halkın durağında halkın ilgisini reklam panoları değil, hâlâ camekanın ortasına yapıştırılan o ilanlar çekiyor. Çünkü gerçek, o ilanlarda.
O gerçekliğin en ağırına tanık oluyoruz şu sıralar. Şöyle yazıyordu dün önünden geçtiğim bir otobüs durağının camına yapıştırılmış el ilanında:
“İcralık emekliye kredi çıkarılır”
Altında bir cep telefonu numarası var.
Yanında “16 bin........
