Orbán yenilirse Amerika da yenik sayılır mı?
“Güvenlik güçlerimizi öldürüyorlar, kiliselerimizi yakıyorlar, karbon ayak izlerini artırdığı için çocuk yapmayacaklarını söylüyorlar, milli kahramanlarımızın heykellerine saldırıyorlar, müzelerdeki sanat eserlerine boya atıyorlar. Tarihimize baktıklarında gurur değil, utanç duyuyorlar.”
ABD başkan yardımcısı JD Vance’nin bir süredir en büyük hobilerinden biri karşısında coşkulu bir kalabalık gördüğü zaman feministleri, liberalleri, uluslararası kurumları ve en çok Avrupa’yı yaratıcı suçlamalarla topa tutmak.
JD Vance, daha öncesinde “Trump-Vance” yazan kırmızı kürsülerden yaparken, son iki senedir başkan yardımcılığı makamının resmi logosunun bulunduğu kürsüler kullanıyor. Liberalleri ve feministleri Batı medeniyetini yok etmekle suçladığı bu haftaki ateşli konuşmasında da böyle bir kürsüyü kullandı. Fakat daha önceki mitinglerin aksine, Vance’nin hemen arkasındaki coşkulu kalabalık arasında bu sefer konuşmayı kulaklıkla dinleyenler bulunuyordu. Vance’nin konuşmalarını düzenli takip edenler için pek de alışıldık bir görüntü değildi. Tuhaf ve eşi benzeri görülmemiş bir durumdu. Tıpkı Vance’nin konuştuğu miting gibi.
JD Vance’nin Budapeşte’de ne işi var?
Daha önce elbette Amerika, başka ülkelerin seçimlerine müdahil olmuş, siyasetçileri desteklemiş, başbakanları devirmiş, darbeleri körüklemişti. Ama sanırım Amerikalı üst düzey bir yetkilinin seçimlere günler kala anketlere göre muhalefetin 15-20 puan gerisindeki bir lideri desteklemek için miting düzenleyip seçmenlere Amerikan bayrakları eşliğinde konuşması pek sık rastlanan bir şey olmasa gerek.
JD Vance, Hürmüz Boğazı’nı açmak için İran ile ateşkes müzakerelerini yürütürken bir yandan Trump’ın en sıkı dostlarından Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ı desteklemek için Macaristan seçimlerine müdahil oldu. İran Savaşı’nın en kritik saatlerinde işi gücü bırakıp Macaristan’a uçtu, Orbán’ın “Tanrı Amerika’yı kutsasın” sunuşuyla Macarların karşısına çıktı, Avrupa’ya karşı Macarları sandığa çağırdı.
Orbán’ın bu seçimlerde işi zor. İlk kez ciddi bir muhalefetle karşı karşıya. Bu sefer rakibi ortak listeyle birleşen çok sesli bir muhalefet değil, karizmatik bir muhalif lider. Hem de Orbán’ın çok yakından tanıdığı eski bir dost: Péter Magyar. Magyar, Orbán hükümetinde Adalet Bakanlığı yapmış Judit Varga’nın eski eşi. Hükümet kontrolündeki şirketlerde üst düzey yöneticilik yapan ve uzun zamandır Orbán rejiminin ekmeğini yiyen Magyar, son üç senedir muhalefet saflarında. Önce Adalet Bakanı eşini boşadı, ardından eşinin ve Orbán’ın kuklası olan sembolik Cumhurbaşkanı’nın karıştığı bir yolsuzluk skandalında tanıklık yapıp gizli kaydettiği ses kayıtlarını paylaştı.
Orbán hükümeti muhalefeti aile değerlerine zarar vermekle suçlarken, kendi Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı yöneticisi olduğu bir çocuk yurdundaki istismar suçlamalarını örtbas etmeye çalıştığı için hüküm giyen bir kamu görevlisini gizlice affetmişti. Magyar sağcı bir siyasetçi olarak bu skandalın ortaya çıkması ve eşiyle boşanmasının ardından kolları sıvamış, hükümetin........
