Prokrustes’in demir bir yatağı varmış…
Antik Yunan mitolojisinde Prokrustes bir hayduttur ve demirden bir yatağı vardır.
Kaçırdığı yolcuları bu yatağa yatırır. Eğer yolcu yataktan uzunsa, dışarı taşan uzuvlarını keser. Kısaysa da bedenini zorla gererek yatağa göre uzatır.
İnsanı yatağa uydurmaya çalışır, demir yatağı insana değil.
Sosyal bilimlerde Prokrustes yatağı, bir düşünme hatasını açıklamak için kullanılır:
Olguları anlamaya çalışmak yerine, onları önceden sahip olunan teoriye uydurmaya çalışmak…
Bazı entelektüeller olayları açıklamak için teori kullanmaz; teorilerini doğrulamak için olayları kullanırlar.
Böylece gerçeklik, Prokrustes’in yatağına yatırılmış yolcular gibi kesilip biçilir ve önceden belirlenmiş şemalara zorla uydurulur.
Buna aşırı teorileştirme ya da teoriye aşırı bağımlılık da denir.
Bu bazen açıklamayı derinleştirmez; aksine basit gerçekleri görünmez kılar.
Çünkü bazı olaylar gerçekten karmaşık değildir.
İnsanlar bazen çıkarları, duyguları, korkuları, öfkeleri veya tesadüfler nedeniyle hareket ederler. Bazen de hırsları ve aptallıkları yüzünden.
Her adım rasyonel değildir, her sonuç bir planın parçası olmayabilir.
En büyük hata kendi zihnini, düşünme biçimini, entelektüel gündemini olgulara ve aktörlere yansıtmak, aktörlerin de kendisi gibi düşündüğünü varsaymaktan kaynaklanabilir.
Halbuki gerçek teorilerden daha dağınık, daha tesadüfi ve çoğu zaman daha sıradandır.
Kurumlar beceriksiz olabilir. Kararlar plansız alınabilir. Tarihte rastlantının, kişiliklerin, duyguların ve yanlış hesapların payı düşündüğümüzden çok daha büyüktür.
Ama olaylar çoğu zaman sonradan geriye dönük olarak olduğundan daha planlı görünür.
Buna postmortem analiz diyoruz.
İnsan zihni evrimsel olarak her zaman bir örüntü arar, karmaşık olan şeyleri bir düzene sokmaya çalışarak rahatlar ve kendini güvende hisseder.
Otopside doktorlar ölümden sonra bedeni inceleyerek ölüm nedenini anlamaya çalışırlar.
Sonuç ölümdür. Geçmişe doğru bütün nedenler o sonuca doğru hizalanır. Ölüme neden olan bütün izler adamın bedeninde bulunur.
Analizin başlangıç noktası adamın ölmüş olmasıdır.
Ama ölmeyebilirdi de. Yol boyu sonu değiştirecek başka çıkışlar, ihtimaller ve seçenekler de vardı.
Aynı belirtilere sahip birçok insan yaşamaya devam ediyor.
Sonuçtan geçmişe doğru sebepleri bir düzene sokmak ve bir örüntü kurmak o yüzden yanıltıcı olabilir.
Son bir hafta içerisinden olan biteni anlamaya dönük çabalar bu aşırı teorileştirme, kendizihnini aktörlere yansıtma ve postmortem analizin bütün semptomlarını gösteriyor.
Hepimizin hayatını etkileyen ve etkileyecek olayları bir düzene sokmaya çalışmak, örüntü kurmak, geleceği tahmin etmek insani bir çaba.
Ama bu apaçık bir zihin gerektiriyor.
Bu anlama çabalarını en karikatür örneği Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçmesinin onun post-Kemalist öfkesiyle açıklanmaya çalışılması oldu.
Meğerse Kılıçdaroğlu, CHP’den ve CHP’lilerden nefret ede ede en az 30 yıldır CHP’nin içindeymiş ve neredeyse Atatürk kadar, 13 yıl CHP’nin genel başkanlığını yapmış. Herhalde bir gün gelip Dersim Katliamı’nın intikamını almak için Firavun’un sarayında Musa gibi kendini saklamış.........
