menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meydanlardan piyasaya: Aşkın vadesi 36 ay

26 42
15.02.2026

Bazen makale süsü de verilmiş hikâyeleri, edebiyatta, şiirde, müzikte, filmlerde gezinerek yazmak isteyenler için “aşk” en bereketli mevzulardan birisi. Pozitif ve negatif çağrışımıyla “Felsefe yapma”ya de en toleranslı alan olabilir. 

Aşkı felsefenin de derin, kendinde alanı zira. Platon’a bakarsan “Şölen”de elde şarap kupası, şiirler şarkılar arasında aşk dedikoduları yaparlarken “İşe aşkla başlamayan felsefenin değerini bilemez” diyor zaten. 

Sokrates’in “Kendini bil”inin yanında, saygıyla andıkları şarap tanrısı Dionysos’un, aşk, tutku tanrısı Eros’un “Kendini unut”unun iksiri. Anakreon “Dionysos’a yakarış” şiirinde yalvarıyor: “Ey, genç boğa Eros’la, /kara gözlü perilerle /ve erguvanlar giymiş /Aphrodite ile oynaşan, /dağların ulu zirvelerinde dolaşan efendim! /dizlerine kapanıyorum.” Bereketli dizelerden birisi de “Hem âşığım, hem değil /hem deliyim, hem değil.” 

Bugün de güncel: “İnadına aşk”

Öyle valla… Aşk ilk adımda sevgiye-sevgiliye layık olma çabası ise varlığını, varoluşunu da sorgulatıyor. Diyalektiği “Tamirci Çırağı”nın boynunu büküyor, ustasının “İşçisin sen işçi kal giy tulumları” manifestosuyla “Ben kimim ki?” dedirtiyor. Vurulduğu kadının “Kim bu serseri?” çıkışı eşliğinde “İki soruda felsefeye ilk adım”! Öncesinde kimdim, sonrasında kimim… 

Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) yıllar önce “İnadına aşk, inadına devrim” sloganıyla “Aşkın ve Devrimin Partisi” olarak meydanlara tiril tiril çıkışı da hâlâ aklımda. Gönle göre oy alamasa da aşk meydan(lar)da işte. 

“Aşkın hâlleri”nin bu denli müdahaleye, sözlü-fiilî şiddete açık olduğu, aşkta, sevgide, evlilikte, birliktelikte “tercih”in kâbusa dönüşebildiği bir ülkede “İnadına aşk” bence bugün de gayet yerinde bir slogan. İnsanın aklına bir zamanların “Özgür aşk hareketi” misali “devletle, dinle aşkı, evliliği-birlikteliği ayırmak” geliyor. Bir yönüyle “lâyıklık”tan öte aşkta laiklik meselesi mi demeli…

“Aşk bu değil, yapma güzel”

Aşk “14 Şubat Sevgililer Günü”nde de meydana, daha doğrusu “piyasa”ya çıkıyor. Ama bayağı farklı sanki. Avni Anıl’ın yıllar öncesinden “Aşk bu değil, yapma güzel /sen insanı güldürürsün” makamından bir parodi serisi gibi. 

Her türden “dükkân” o güne dair ürünlerini, etkinliklerini örgütlerken, bankalar da “kurumsal aşk” da birbirleriyle yarışıyor. İnternette gezinirken karşıma çıkan reklâmlar arasında “Sevgililer Günü kredileri” de var.

Alış-veriş kredisi kaleminden…

Birisi “Aşka sonsuz kredisi olanlar” için: “Kalbinden geçenleri ertelemeyenlere…” Genellikle “alışveriş kredisi” kaleminden: “Hemen başvurabilirsiniz!” Bir banka eli iyice arttırıyor: “Sevgililer Günü kredisine başvuran 1 kişiye anlaşmalı kuyumcudan 10 Bin TL Değerinde Hediye Çeki ve 3 kişiye çift kişilik otelde konaklama ve akşam yemeği hediye”…

Üstelik “memur kefil”, senet sepet de pek yok, sevgilini yanında götürüp “İşte bu!” diye göstermek filan da. Hem de 36 aya kadar vade imkânı ile… Üç yılı bulmayan aşklarda, birlikteliklerde ne oluyor bilemiyorum. 

Ama bünyeye göre ayrıldıktan sonra her ay aşk kredisi ödemek ayrı bir (c)eza olmalı. Yani bir zamanlar o çok satan “Aşkın Ömrü Üç Yıldır” kitabı yahut “bilimsel araştırmalar”daki gibi aşkın ömrü o kadardır diyemem ama vadesinin öyle olduğu kayıtta. 

“Mutlu etme garantili teknoloji”

Sevgililer Günü reklâmlarına baktığımda Sait Faik’in değindiğim “garantici” yaklaşımından çok öte bir sloganla karşılaşıyorum. Media Markt’ın sloganı “Sevgilini Mutlu Etme Garantili Teknolojiler!”… Aklıma ilk gelen teknolojiyi pas geçerek diğer sloganlara, kampanyalara göz gezdiriyorum.

En çarpıcısı, sarsıcısı Teknosa’nın “Bu Sevgililer Günü’nde Ayrılın” kampanyası olmalı. Sloganı zalimce dursa da, o güne ayrılmayı “örgütleyenler” için heveslendirebilir. Gerçi videosu farklı biraz. 

Önce eski bir fırın; “O sıcaklığı kaybettiyseniz…”, ardından........

© Serbestiyet