menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Batılı Liderler: İçeride Sallantıda, Dışarıda Prestijli

24 0
05.05.2026

Bugünün Batılı liderlerine dair bir çelişki: Kendi ülkelerinde kaybettikleri desteğe, sallanmaya başlayan koltuklarına rağmen, dışarıdan bakıldığında hâlâ “büyük devletlerin prestijli ve ilgi uyandıran temsilcileri” olarak dünyayı gezebiliyor, deyim yerindeyse “boy gösterebiliyor”lar. Yani “dışarıda”, “içeride” olmadıkları kadar “karizmatik”ler. Son olarak İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Ankara’ya yaptığı acil iniş bile Türkiye’de bir nevi prestij olarak algılandı. Başbakan’ın kendi ülkesindeki tartışmalı konumu, bizdeki “prestij algısı”na gölge düşürmedi. Tıpkı Euro’nun Avrupa’da düşmekte olan alım gücünün, Türkiye’de Euro’nun hala rezerv para sayılmasını engellememesi gibi…

Evet: Bu durum biraz dolar ve euro meselesine benziyor. Ortalama bir Amerikalı’nın gözünden bakınca doların alım gücü aşınmaktadır. Avrupalı için de euroyla market sepetini doldurmak eskisi kadar kolay değildir. Para birimi içeride eski konforunu vermez. Hatta bir gurur kaynağı olmaktan çok bir şikayet konusudur. Öte yandan, dünya genelinde dolar hâlâ bir numaralı, euro da iki numaralı rezerv paradır. (Evet: Altın artık daha çok konuşuluyor, alternatif para düzenleri tartışılıyor; ama dolar ve euro bir bakıma küresel sistemin ana dili olmayı sürdürüyor.) İşte liderlerin durumu da tıpkı dolar ve euro gibi: İçeride güç kaybı yaşasalar da dışarıda hala bir şeyleri temsil ediyorlar.Şimdi Pedro Sánchez’in “zıt kutbu”ndan bir isimle devam edelim: Donald Trump… Kendi ülkesinde yaldızları silikleşen, ama dış dünyada karizmasını veya en azından “gizemini” koruyabilen ABD başkanı Trump… O bir ülkeye gittiğinde sadece Trump gitmiş olmuyor: Amerikan gücü, dolar, Pentagon, Silikon Vadisi ve Washington’un eski alışkanlıkları da masaya oturuyor. Fransa’ya geçelim: Macron bir ülkeyi ziyarete geldiğinde Fransa’nın diplomatik hafızası, nükleer gücü, kültürel imajı ve AB içindeki ağırlığı oradadır. Bu durum, Trump veya Macron’un kendi ülkelerindeki anketlerdeki desteği düşse de böyledir, yükselse de. Ki şu an her ikisi de yarın seçim olsa kazanabilecek bir durumda gibi görünmüyor.

Starmer, Merz, Macron: Kendi ülkelerinde tartışmalı, yıpranmış, anketlerde zayıf görünen, hatta “sevilmeyen” figürler olabilirler. Ama dışarı çıktıklarında hâlâ kapılar açılıyor, kırmızı halılar seriliyor. İngiliz halkının büyük kısmı için “tatsız-tuzsuz-renksiz” bir karakter görünümünde ve ülkedeki desteği "’ye düşmüş durumda olan Starmer, dış dünyada bir “İngiliz klası”nı temsil edebiliyor. Tabii “klas” karın doyurmuyor: Son anketler, Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi’nin İngiltere genelindeki yerel meclis üyelerinin dörtte üçünü kaybedeceğini gösteriyor.Tıpkı Starmer gibi Macron’un da kendi ülkesindeki destek seviyesi anketlerde " olarak ölçülüyor. Alman Şansölyesi Merz’in durumu, daha beter. Desteği artık  düzeyinde. Almanya’da büyük bir kesim tarafından yaşlı ve demode bulunan Merz, Almanya dışına adım attığında ise, Trump veya Sánchez kadar olmasa da gene belli bir ilgi görüyor. Sánchez, İspanya’daki büyük bir kesim seçmenin gözünde “gazı kaçmış kola” etkisi yapsa da Filistin’e verdiği destek sayesinde İspanya dışında hala popüler.

Dışarıdaki alkış, içerideki seçmenin öfkesini susturmaz. İçerideki seçmenin öfkesi de dış ziyaretlerdeki prestiji ortadan kaldırmaz. Batılı liderler bugün tam da bu iki........

© Serbestiyet