Siyasetin İptal Edilen İradesi: Bir “Yargısal Müdahale” Kroniği
“Demokrasi, neyin ‘haklı’ ve neyin ‘iyi’ olduğuna dairtoplumsal bir tartışma gerektirir.Bu tartışmayı yargıçlara veya teknokratlara devrettiğimizde,artık özgür bir toplumda yaşamıyoruz demektir.”Tony Judt
Türkiye’de hukuki belirliliğin bir temenni, bireysel ve kolektif hak güvencelerine kavuşmanın ise belirsizlikte kaybolduğu günlerden geçiyoruz. Demokratik hakların sert rüzgarlar altında örselendiği bu vasatta, artık sadece siyasetin sınırları değil, bizzat “siyaset yapma hakkı” yargısal bir kuşatma altında.
Dün, 21 Mayıs 2026’da, Türkiye siyaseti eşine az rastlanır bir “yargısal mühendislik” operasyonuyla karşılaştı. Alelade bir hukuk mahkemesi, ana muhalefet partisi CHP’nin 2023 yılındaki kurultayını iptal ederek sadece bir iç seçimi geçersiz kılmadı; mevcut parti yönetimini bir “ihtiyati tedbir” kararıyla görevden uzaklaştırıp partiyi adeta bir zaman tüneline soktu. CHP, mahkeme ilamıyla 2023 öncesine ışınlanarak Kemal Kılıçdaroğlu yönetimine iade edildi. Bu karar, yargının siyaseti dizayn eden bir sopa olarak kullanılmasının radikal örneklerinden biri olarak Türkiye tarihinde yerini aldı.
Yaşanan; hukuki bir geriye gidişin de ilanı oldu.1961 öncesinin karanlık koridorlarında buna benzer pek çok yargı kararı görmüştük. Siyasi partilerin müstakil bir kanunu dahi olmadığı, alelade birer “dernek” (cemiyet) statüsünde görüldüğü o dönemde partilerin akıbeti yerel mahkeme hakimlerinin kalemlerindeydi: 1954’de Millet Partisi “dini siyasete alet ettiği” gerekçesiyle Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından, 1957’de Vatan Partisi Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla kapatıldı. 27 Mayıs darbesinin ardından Demokrat Parti’nin tüzel kişiliğine Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi son verdi. Daha eski........
