menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üst kattaki “solcu akademisyen” komşu nasıl MİT ajanı çıkmıştı?

24 0
08.09.2026

Gazeteci Şükran Soner’in 1 Eylül’de 80 yaşında hayatını kaybetmesi, Türkiye’nin 12 Mart dönemine uzanan sıra dışı bir komşuluk hikâyesini yeniden hatırlattı.

1960’ların sonunda Cumhuriyet gazetesi muhabiri Şükran Soner ile avukat Ahmet Güryüz Ketenci’nin üst katında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde akademisyen olan Mahir Kaynak ve ailesi oturuyordu.

İki aile yakındı. Birbirlerinin evlerine girip çıkıyor, birlikte yemek yiyor, çocuklarıyla görüşüyorlardı.

Mahir Kaynak, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyesiydi.

Soner ile Ketenci’nin gözünde Mahir Kaynak, sol görüşleriyle bilinen, siyasi tartışmalarda zaman zaman oldukça sert konuşan bir akademisyendi. Kaynak’ın başka bir kimliği olduğundan şüphelenmiyorlardı.

Oysa üst kat komşuları aynı zamanda MİT görevlisiydi.

Soner ve Ketenci, Doğan Avcıoğlu ve Devrim çevresindeydi

Bu komşuluğu siyasi açıdan daha ilginç hale getiren ise Soner ile Ketenci’nin içinde bulunduğu çevreydi.

Şükran Soner ve Ahmet Güryüz Ketenci, 1960’ların sonunda Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim gazetesi çevresindeki isimlerle yakın ilişki içindeydi.

Avcıoğlu, dönemin sol-Kemalist düşüncesinin en etkili isimlerinden biriydi. Parlamenter sistem içinde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu hızlı dönüşümün gerçekleştirilemeyeceğini düşünüyor; asker ve sivil aydınlardan oluşacak öncü bir kadronun müdahalesiyle yeni bir düzen kurulmasını savunuyordu.

1969’da yayımlanmaya başlayan Devrim gazetesi de bu görüşlerin önemli merkezlerinden biri haline geldi.

Bu siyasi çizgi, 1971’e doğru Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı subayların müdahale arayışlarıyla kesişti.

9 Mart’ta nasıl bir rejim kurulacaktı?

Daha sonra “9 Mart cuntası”nın askeri kanadının başında 27 Mayıs Milli Birlik Komitesi’nin en kritik isimlerinden emekli Orgeneral Cemal Madanoğlu vardı.

Cuntanın ideologu ise Doğan Avcıoğlu idi.

Avcıoğlu ve çevresinin öngördüğü müdahale, hükümeti devirip kısa süre sonra yeniden seçim yapılmasını amaçlayan klasik bir askerî darbe değildi.

9 Mart 1971 için yapılan hazırlıkların başarıya ulaşması halinde parlamenter düzenin askıya alınması, asker-sivil bir öncü kadronun iktidara gelmesi ve Türkiye’nin ekonomik ve siyasi yapısının yukarıdan radikal biçimde değiştirilmesi düşünülüyordu.

Tasarlanan model; güçlü devletçilik, milliyetçilik, antiemperyalizm ve hızlı kalkınmacılık unsurlarıyla dönemin Mısır’ındaki Nasır yönetimini ve Suriye ile Irak’taki Baas rejimlerini andıran otoriter bir düzene yakındı.

Ve Soner ailesinin üst katındaki Mahir Kaynak, tam da bu çevrenin içine girmişti.

Üst kattaki komşunun kod adı: “Fakülteli”

Mahir Kaynak’ın MİT içindeki kod adı “Fakülteli” idi.

Görevi, askerî müdahale arayışındaki çevrelere girerek içeriden bilgi toplamaktı.

Kaynak, zamanla Cemal Madanoğlu, Doğan Avcıoğlu ve çevresindeki isimlerin bulunduğu toplantılara katılmaya başladı. Toplantılarda konuşulanları ve darbe hazırlıklarına ilişkin edindiği bilgileri MİT’e aktarıyordu.

Böylece tuhaf bir durum ortaya çıkmıştı.

Kaynak bir taraftan 9 Mart hazırlıklarını MİT adına takip ediyor, diğer taraftan aynı siyasi çevreyle ilişkileri bulunan Şükran Soner ve Ahmet Güryüz Ketenci’yle aynı apartmanda aile dostu olarak yaşıyordu.

Soner’in yıllar sonra anlattıkları, iki ilişki arasındaki sınırın günlük hayatta ne kadar görünmez olduğunu ortaya koyacaktı.

Kaynak’a yasaklı kitaplarını bile emanet ettiler

Soner ve Ketenci’nin üst kat komşularına güveni sıradan bir komşuluk ilişkisinin çok ötesindeydi.

12 Mart döneminde evlerinde bulunmasından çekindikleri bazı kitapları dahi Kaynak’a emanet etmişlerdi:

“Hatta o derecede ki 12 Mart yönetiminin sakıncalı saydığı bazı kitaplarımızı onun aracılığıyla annesinin evinde........

© Serbestiyet