menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yanlış bir ikilem: Alkışlamalı mı? tutuklamalı mı?

41 0
03.07.2026

Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinden sonra gözaltına alınması sosyal medyada yoğun tartışmalara neden oldu. Bir grup dini değerleri aşağıladığı gerekçesiyle Göktaş’ı yoğun bir şekilde eleştirirken, diğer bir grup da ifade özgürlüğüne atıf yaparak Göktaş’ı savunuyor.Bu yazıda Göktaş olayından hareketle ofansif mizah üzerinde durmak istiyorum. Ancak işin o kısmına geçmeden önce, sosyal medyadaki tartışmanın yanlış bir ikilem üzerinde yürüdüğüne dikkat çekmek isterim. Bir grup mizahı tamamen eleştirilmez görüyor ve kutsallaştırıyor. Mesela (burada biraz bağlamından koparıyor haksızlık yapıyor olabilirim kendiniz 1 dk videoyu dinleyin) Emrah Safa Gürkan Göktaş’ı savunurken “Mizahçıya tepki gösteremezsin” diyor. Dücane Cundioğlu “Kendisine minnettarız, müteşekkiriz” diyerek Göktaş’ı göklere çıkarıyor. Diğer taraftan, başka bir grup ise Göktaş’ın gözaltı görüntülerini büyük bir zafer olarak okuyup bundan mutlu oluyor.

Ben iki kanadın da hatalı olduğu kanaatindeyim. Birincisi, mizah bal gibi eleştirilebilir ve tepki de çekebilir. Kutsal mizah diye bir şey yoktur. Tepki de, eleştiri de ifade özgürlüğü kapsamındadır (elbette tepkinin şiddet içermediği varsayımıyla). İkincisi, bir mizahı eleştirirken ya da onu beğenmezken, hatta ona tepki gösterirken bile hâlâ ifade özgürlüğüne sahip çıkmak ve tutuklamaya karşı olmak mümkün. Bu benim pozisyonum.

Ve bu pozisyonum belli bir ideolojiyi ya da dini öncelemiyor. Kürtler, kadınlar, Türkler, erkekler, Aleviler, Vedalar, Tevrat, Kur’an, Türk bayrağı, Alman bayrağı ya da insanların kutsalı/kimliğini aşağılayan her türlü mizaha karşıyım. Sadece dinle değil, tüm kutsallarla ya da kimliklerle mizah yapmak bence yanlıştır. Bu görüşümü bu yazıda detaylı bir şekilde açmaya çalışacağım.

Ve yine ideoloji ve kimlik bakmaksızın da herhangi bir sözün devlet tarafından cezalandırılmasını doğru bulmuyorum. Tepkiler sivil ve entelektüel olmalıdır. Ama yine bunu sadece karşı ideolojiler için değil, hepsi için istiyorum. Herhangi bir kişi, ideoloji ya da kimlik mizah konusu olduğunda aynı tavır sergilenmelidir. Türkiye’de bu konuda çok büyük ikiyüzlülük var ne yazık ki. Kuran mizah malzemesi yapılabilir diyenler, kendi kimlikleri ya da değerleri mizah konusu olduğunda aynı tavrı göstermiyor.

Bu yazıda ofansif mizahı neden yanlış bulduğumu açıklamaya ve savunmaya çalışacağım. Ama ona geçmeden önce ifade özgürlüğü kısmına da değineyim. Daha önce İlker Canikligil gözaltına alındığı zaman zaten detaylı analizimi yazdığım için burada tekrar etmeyeceğim. Şu linkten yazıya ulaşabilirsiniz: (https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/canikligil-olayi-ustunden-ifade-ozgurlugunu-dusunmek-202577/).Özetle, John Stuart Mill’in Özgürlük Üzerine eserinde savunduğu temel yaklaşıma katılıyorum. İfade özgürlüğü toplumsal gelişim için elzemdir. Mill’e göre, bir görüş ister haklı olsun ister yanlış, susturulmamalıdır. Aksine, kamusal alanda açıkça tartışılmalıdır. Eğer savunulan fikir haklıysa, toplum gerçeğe ulaşır.

Yanlışsa, bu durum toplumun kendi doğrularını yeniden gözden geçirip derinleştirmesi için bir fırsat yaratır. Fikirlerin devlet eliyle cezalandırılması veya yasaklanması, bu düşüncelerin yeraltına itilmesine ve sağlıklı bir eleştiri süzgecinden geçememesine neden olur. Oysa yanlış veya rahatsız edici fikirlerin görünür olması, toplumun bu........

© Serbestiyet