menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adam Phillips’in Houdini’nin Kutusu: Kaçış sanatı üzerine

22 0
01.02.2026

Adam Phillips’in Houdini’nin Kutusu: Kaçış Sanatı Üzerine adlı kitabı, insanın en temel ama en az konuşulan dürtülerinden birine odaklanır: kaçmaya. Phillips için kaçış, yalnızca tehlikeden ya da baskıdan uzaklaşma refleksi değildir. İnsanın kendisiyle, arzularıyla ve başkalarıyla kurduğu ilişkinin belirleyici biçimlerinden biri olarak çıkar karşımıza.

Bir çocuk psikoterapisti olarak edindiği klinik deneyimi, edebiyat ve tarihsel figürlerle iç içe geçirerek okuru kışkırtıcı bir sorunun eşiğinde tutar: İnsan neden kendini çoğu zaman tam da kaçtığı anda daha canlı hisseder?

Kitap, kaçışı fiziksel bir prangadan kurtulma anıyla sınırlamaz. Zihinsel bir geri çekilme, bir konum değiştirme ve kimi zaman da kendini tanımlama pratiği olarak ele alır. Phillips bu düşünceyi iki zıt ama birbirini tamamlayan figür üzerinden derinleştirir: Kelepçelerden, sandıklardan ve kilitlerden kurtularak ünlenen Harry Houdini ile yirmi yılı aşkın süre odasına çekilerek dili ve ihtimalleri oradan yoklayan Emily Dickinson.

Biri bedeniyle, diğeri sessizliğiyle kaçmalarıyla mahirdir. Houdini kalabalıkları karşısına alırken Dickinson inzivayı tercih eder. Her ikisi de dünyayla kurulan ilişkinin başka türlü sürdürülemeyeceği anlarda farklı biçimlerde de olsa geri çekilmenin bir hayatta kalma stratejisine dönüştüğünü gösterir bizlere.

Houdini’nin Kutusu, saklambaç oynayan beş yaşındaki bir kız çocuğunun travmatik saklanma arzusundan, modern insanın sorumluluklardan ve arzularından uzak durma biçimlerine uzanan geniş bir hatta ilerler. Phillips’e göre neyden kaçmamız gerektiğine dair inancımız, kim olduğumuzu düşündüğümüz yerle doğrudan bağlantılıdır. Tam bu bağlamda yazar psikanalizi insan olmanın anlamını kesin yanıtlarla kapatan bir öğreti olarak yorumlamaktan kaçınır.

Sosyal hizmetler tarafından Phillips’e yönlendirilen küçük kız, yaşadığı ağır travma ile (cinsel istismar şüphesi) başa çıkmak için kaçışı bir savunma mekanizması olarak kullanır. Babası tarafından “Küçük Houdini” olarak adlandırılan çocuk, terapi seanslarında gözlerini kapatarak “görünmez” olduğuna inandığı tuhaf saklambaç oyunları oynar ve okuldan/evden kaçma eylemleriyle dayanılmaz bir gerçeklikten kurtulmaya çalışır. Bu kızın hikâyesi, hem klinik bir vaka hem de metnin temelini oluşturan “kaçış” kavramının merkezindeki paradoksu ortaya koyan bir giriş niteliği taşır. Çocuğun odanın ortasında gözlerini kapatarak saklandığını düşünmesi bu geri çekilmenin en çıplak hali olarak karşımıza çıkar. Küçük kız saklambaç oynarken fiziksel olarak odanın ortasında, herkesin bakış alanındadır. Buna rağmen zihinsel........

© Serbestiyet