menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arjantin İngiltere; Kimlik cesaret ve futbol

19 0
16.07.2026

Johan Cruyff’ın meşhur sözü vardır: “Kaliteyi savunamazsınız.” Bu cümle çoğu zaman yanlış anlaşılır. Cruyff, savunmanın değersiz olduğunu söylemez. Anlatmak istediği şudur: Büyük bir takım, sahip olduğu niteliği oyundan vazgeçerek koruyamaz. Kimliğini askıya aldığı anda, elinde kalan şey skor olur; skor ise futbolda en güvenilmez müttefiktir.

İngiltere-Arjantin karşılaşmasını izlerken aklımdan geçen ilk düşünce buydu.

Thomas Tuchel’i uzun zamandır pragmatizmi üzerinden okuyoruz. Bu, modern futbolun küçümsenecek bir tarafı değildir. Arrigo Sacchi’nin disiplini, José Mourinho’nun hesapçılığı, Carlo Ancelotti’nin sabrı… Bunların tamamı pragmatizmin farklı yüzleridir. Ne var ki pragmatizmin de bir kırılma noktası vardır. Bir aşamadan sonra gerçekçilik olmaktan çıkar, korkuya dönüşür. Futbolda bu dönüşüm gözle değil, sezgiyle fark edilir.

İngiltere’nin ikinci yarısı tam olarak böyleydi.

Öne geçen takım, oyunu yavaşlatabilir. Tempoyu düşürebilir. Topu rakibine bırakabilir. Bunların hiçbiri başlı başına yanlış değildir. Yanlış olan, bunların bir tercih olmaktan çıkıp mecburiyet hâline gelmesidir. Altmışıncı dakikadan sonra İngiltere artık savunmayı seçmiyordu; savunmaya mahkûm oluyordu.

Futbol, psikolojinin en görünür sporudur. Oyuncuların ayakları, çoğu zaman zihinlerinin ulaştığı yere kadar gider. Zihin geri çekildiğinde savunma çizgisi de geri çekilir. Takım boyu uzar. Mesafeler bozulur. Pas açıları kaybolur.........

© Serbestiyet