KESK neden eriyor ve geriliyor?
Kamu çalışanlarının sayısı artıyor ve bu artışla doğru orantılı olarak sendikalı sayısı ve sendikalaşma oranı yükseliyor. Yeni konfederasyonlar, sendikalar kuruluyor ve bunlar ciddi güç haline geliyorlar. KESK ise tam tersine olağanüstü biçimde küçülüyor, kamu çalışanlarını temsil yeteneğini ve eylem kapasitesini belirgin biçimde yitiriyor. KESK mevcut haliyle kamu emekçilerinin ihtiyaç ve istemlerine cevap veremiyor. Makale bu meseleyi ele alıyor.
2002’den 2025’e sendikalaşma eğilimi
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında kamu çalışanı sayısı 1,3 milyon kadardı. Sendikalı emekçi sayısı 650 bine (yüzde 48’i) ulaşmıştı.
2002 yılında KESK’in üye sayısı 262 bin kişiye ulaşmıştı ve sendikalı kamu emekçilerinin yüzde 40 kadarını kapsıyordu. KESK böylece, Türkiye Kamu Sen’in ardından (yüzde 50,5) en fazla üyeye sahip ikinci büyük konfederasyon olmuştu. 42 bine yakın üyesi olan Memur Sen’in (yüzde 6) önemli bir varlığı yoktu.
2025 yılına gelindiğinde, kamu çalışanlarının sayısı 3 milyona, sendikalı kamu çalışanı sayısı 2,3 milyona, sendikalaşma oranı, yaklaşık yüzde 77’ye yükseldi. Fakat aynı yıl, KESK’in üye sayısı 166 bine, sendikalaşma oranı da yüzde 7’ye düşmüştü. Üye sayısına göre, 1 milyondan fazla üye ile Memur Sen birinci konfederasyon olurken, Türkiye Kamu Sen ikinci, 2008 yılında kurulan Birleşik Kamu İş üçüncü sıradaydı. KESK dördüncülüğe gerilemişti.
KESK’in küçülmesinin nedenleri
Muhalif sendikalar üzerindeki baskılar, memur alımında yandaş olmanın önceliği, çalışanların “ya bizden ol ya da işsiz ve aç kalırsın, terfi edemezsin” vs. şeklinde tehdit edilmeleri, iktidar sendikasının büyük bir hızla büyümesinin önemli nedenleridir. Dini gericiliğin devlet eliyle güçlendirilmesinin payını da bunlara eklemek gerekir.
Bu tür sendikal büyümenin kamu çalışanlarına faydadan çok zararı olmuştur. Çünkü büyüyen, iktidar sendikacılığı, hatta “Reis” sendikacılığıdır. Yukarıdan dizayn edilen, sendika bürokrasisinin doğrudan iktidara bağımlı olduğu, tabandan yapılacak örgütlenme çalışmasıyla değiştirilmesi çok güç olan bir sendikacılıktır bu. Tarihimizde devletçi, sermayeden yana güçlü bir sendikal anlayış hep olmuştur. Ama doğrudan hükümet partisine ve o partinin liderine bağlı, onun emrine amade (tabii ki hükümetin arkasında sermaye sınıfı var) bir sendikacılık tarihimizde ilk kez görülmektedir.
Bu sendikal anlayışın da etkisiyle, kamu çalışanları ideolojik, siyasi, etnik ve dini temelde bölünmüş, 1990’lı yıllarda kazandığı demokratik, devrimci dinamik çok gerilemiştir. Kamu çalışanlarının ücretleri, çalışma koşulları, çalışma süresi geçmişte görülmemiş biçimde kötüleşmiştir. Partizanlığın, ayrımcılığın, kamu çalışanları üzerinde siyasi ve ideolojik baskının böylesi görülmemiştir.
KESK’i küçülten nedenlerden biri, bu iktidar güdümündeki sendikacılıktır.
KESK’i küçülten etkenlerden biri de artan milliyetçi şovenist eğilimlerdir. Yeni sendikaların ve konfederasyonların........
