menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

10 Ekim: Sınıfın hafızası

15 0
11.10.2026

Ankara Gar Katliamı’nın on birinci yılında, emeğin ve barışın sesine yönelen kurşunun adresi hâlâ yerinde duruyor.

On bir yıl önce, 10 Ekim 2015 sabahı, Ankara Garı’nın önünde insanlar el ele tutuşmuş, halay çekiyordu. Ellerinde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB bayrakları, dillerinde barış türküleri vardı. “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”ne gelenler, Kürdistan’da yeniden alevlenen savaşın durdurulmasını, işsizliğe, yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı örgütlü bir sınıf iradesinin ortaya konmasını istiyordu. Saat 10.04’te art arda iki patlama oldu. Bir anda yüzü aşkın insan yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. Modern Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısı, tam da işçinin, emekçinin, emekçi sınıfın siyasal öznesini hedef alarak gerçekleştirilmişti.

Bu yüzden 10 Ekim’i “genel bir terör olayı” diye anmak, hem tarihsel hem siyasal bakımdan eksik, hatta yanıltıcı olur. Gar’da yitirilenler rastgele seçilmiş kurbanlar değildi.

Sendikalıydılar, emek örgütlerinin üyesiydiler, sosyalistti, devrimciydi, barış isteyen Kürt ve Türk yurttaşlardı. Katliam, toplumsal muhalefetin en örgütlü, en kitlesel ve en barışçıl kesimine yönelmişti. Saldırının sınıfsal adresi tesadüf değil, bilinçli bir tercihti.

10 Ekim, kendi başına bir kopuş değil, bir zincirin halkasıdır. 5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da HDP’nin seçim mitingine bomba atılmış, 20 Temmuz’da Suruç’ta Kobanê’ye yardım götürmek isteyen sosyalist gençliğin otuz üç evladı toprağa verilmişti. Her seferinde hedef aynıydı: Barış çağrısı yapan, emekten ve halktan yana olan örgütlü toplumsal güç. Her seferinde de devletin güvenlik aygıtı, “bilmediği”, “öngöremediği” bir tehditle karşı karşıya kalmış görünüyordu. Oysa katliamın yaşandığı gün, polisin ambulansların alana ulaşmasını engellediği, yaralıların üzerine biber gazı sıkıldığı, kanlı alanın hızla soğutulduğu; yaşayanların ve........

© sendika.org