Hollanda’da işçiler direniyor: Gelecek bizimdir!
Hollanda’da devlet emekliliği, işsizlik yasası ve iş göremezlik yasasında yapılmak istenen kısıtlamalara karşı işçi ve emekçilerin tepkileri büyüyerek devam ediyor.
Uzun görüşmeler ve tartışmalardan bir sonuç çıkmayınca, 3 Temmuz 2026’da 24 saatlik genel grevle toplumun geniş kesimlerinde güçlü bir tepki ortaya konuldu. Ancak hükümet, bu bir günlük eylemi yeterince ciddiye almadı. Saldırı planlarını hayata geçirmek için propaganda yapmayı ve işçi ve emekçilerin tepkilerini görmezden gelmeyi sürdürdü.
Sendikalar ise açıkça uyardı: Saldırılar durdurulmaz ve hayata geçirilmeye çalışılırsa, eylül ayında çok daha sert mücadelelerle karşılık verilecektir.
Oyalama taktiklerine geçit yok!
Hükümet, çeşitli oyalama taktikleriyle sendikaları geri çekmeye çalıştı. Önce saldırı paketinin yüzde 30’luk bir bölümünün uygulanmasının “şimdilik gerçekçi” olduğu yönünde tartışmalar başlatıldı ve bu konuda bir uzlaşma zemini yaratılmak istendi. Başta FNV olmak üzere sendikalar, böyle bir anlaşmanın kabul edilmeyeceğini açıkça duyurdu.
“Yüzde 70’ten de elinizi çekin!” İşçi ve emekçiler olarak yalnızca elimizde kalan hakları savunmakla yetinmeyeceğiz. Yeni kazanımlar elde etmek için de mücadele edeceğiz.
Kazanılmış haklarımız bir bir gasp ediliyor
Bugün kazanılmış haklarımız budanıyor, sınırlandırılıyor ve ortadan kaldırılıyor.
Çeşitli sektörlerde kâr hırsı büyürken, işçi ve emekçilerin en doğal ve en temel hakları birer birer ellerinden alınıyor. Oysa dün bu haklar mücadele edilerek kazanılmıştı. Çünkü söz konusu haklar birer ayrıcalık değil, insanların yaşaması, çalışması ve insanca bir hayat sürdürebilmesi için gerekli en temel haklardı. Bugün ise gelişen bilim, teknik ve teknoloji insanlığın yaşam koşullarını iyileştirmek için kullanılacağı yerde, çoğu zaman daha fazla kâr ve sömürü için kullanılıyor.
100 yılı aşkın süre önce de sekiz saat çalışılıyordu, bugün de sekiz saat çalışılıyor.
Eğitim, sağlık, ulaşım ve daha birçok temel ihtiyaç giderek paralı hâle getiriliyor ve büyük bir rant alanına dönüştürülüyor. Emeklilik yaşı uzatılıyor; böylece çalışanların karşısına adeta “mezarda emeklilik” anlayışı çıkarılıyor. Bunun örneklerini çalışma hayatının her alanında görmek mümkün.
İşyerlerinde gerçekler her gün karşımızda
Büyük işyerlerinin bilgilendirme panolarında her hafta kaç işçinin hastalandığını, kaç işçinin iş göremez hâle geldiğini görmek mümkün. İşçiler ve emekçiler, kendi işyerlerinde bunun sonuçlarını doğrudan yaşıyor. İşyerleri kapatıldığında işsiz kalan binlerce işçinin kısa sürede nasıl ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya kaldığı artık toplumun geniş kesimleri tarafından biliniyor.
Bütün bunlara rağmen işçi ve emekçilerin yaşam koşullarının daha da ağırlaştırılmasına izin verilmek isteniyor. Gelişen bir dünyada, mevcut hakların gasp edilerek insanları yeniden daha kötü yaşam koşullarına sürüklemesi kabul edilemez!
“Bu hükümetin isteği değil” propagandasına inanmıyoruz!
Bazı işyerlerinde saldırıların, sanki hükümetin kendi tercihi değilmiş ve başka güçler tarafından dayatılıyormuş gibi gösterildiği bir propaganda yapılıyor. Bu yaklaşım gerçeği açıklamıyor.
İşçi ve emekçilerin karşı karşıya kaldığı saldırıların arkasında sermayenin talepleri ve çıkarları olduğunu düşünüyoruz. Hükümet ise bu........
