Allah sonumuzu hayretsin! Şımarık, doymayan tipler yetişiyor!
Değerli dostlar, ülkemizin her ferdinin en yoğun yaşadığı ve bir insanın hemen hemen tüm zamanını gece gibi saran, bütün zamanını işgal altında tutarken, hareketlerini bazen yönlendiren, bazen hapishane koğuşundan hava saatine çıkaran, bazen hapsederken bazen de sınırsız özgürlüğü yaşatan sessizliktir. Aslında sessizlik, başkasına duyuramadığınız ancak kendinizin işitebildiği en güçlü sestir.
Bu seste; acılar, sevinçler, sitemler, hüzünler ve dilin susup kalbin konuştuğu bir çığlık ve isyandır. O dilin kelime hazinesi sınırsızdır. Geceleyin; gecenin karanlığı, ay ve yıldızlar, gündüz; aydınlık ve güneş dünyanın her yerinde herkesçe görülür ve o dili konuşurlar. En güzel savunma ve saldırı o dilde yapılır. Bazen kendinizi en iyi o dille ifade edersiniz.
Fakat sizi asla bir beşer işitemez ve anlayamaz. İşte bu sessizliğin sesidir. Bu seste sırlar vardır, fırtınalar vardır, bazen güneşli anlar olsa da, genellikle pusludur. Gönül sayfalarınız dolsa da taşmaz, taşacak yer yoktur. Bu nedenle de gönül şişer, beyin şişer, kalp acır. Kimse üzülmesin dersiniz, üzülürsünüz. Kalbinizden, silahtan çıkan mermi gibi sözler çıkar, ağıza gelir çıkmaz. Ancak geri döner kalbinizi vurur, tedavisi cerrahda değildir. Her ah edişte alevi göğü sarar. Sizi kimsenin işitmediğini düşünmek, kalbi bir şişkinlik yapar. Fakat tam da bu noktada hemen hemen herkesin yanıldığı bir husus vardır. Merak etmeyin sizi bir duyan, bilen, gören ve anlayan var. O da Allah'tır. Bunu asla unutmayın.
Kiminle konuşursanız ona ulaşır. Onunla yaptığınız konuşmaya şeytan müdahil olmak ister, fakat ondan uzak durun yeter. İyi insan olmanın ön şartı şeytandan ve nefsinizden kurtulmaktır.
Sessizliğin çığlığında dil susar kalp konuşur. İnsanın kendi ile konuşması bir özgürlüktür ama bedelini sağlığınızla ödersiniz. Kalbin konuşması iç dünyanızda bir şeyleri besler. Kin, nefret ya da sevgi, neyi beslerseniz onu büyütürsünüz.
Allah, kalplerdekini ve açık edileni bilendir. Hiç bir şey yoktur ki onun bilgisi dahilinde olmasın. Hepsinin ve her söz ve davranışımızın yazıldığı bir kitap vardır. O kitapta kimseye haksızlık yapılmaz. Bir yer ve zamanda gelir önünüze konulur.
Gizli açık her şey yüzünüze okunur. Orası ise, ilahi adaletin tecelli edeceği mahkemedir. İşte bu bilinçle baktığınız zaman yukarıda bahsi geçen şişkinlik kalmaz ve tedavi olursunuz. Çünkü her şeyi sahibimiz olan en yüce makama anlatmış ve havale etmiş olmanın rahatına ermiş olursunuz. Değersiz ve geçici dünya hayatının makamı, malı ve parası, kibir ve inadı o mahkemede aleyhinize kullanılacak en büyük delilleri olarak karşınıza çıkar. O gün artık geri dönüş yoktur. Birinin dünyadaki sessiz çığlığı, bir başkasının ahiretteki azap çığlığına dönüşebilir.
Dünyada iken yenemediğiniz gurur, kibir, inat, mal ve para hırsı, sizi vahim bir son olarak ahirette karşılar. Günümüzde şikayet ettiğimiz tüm sıkıntıların ana nedeni insan temelinin çürük, eğitim, zihin ve zemininin bozuk ve yanlış olmasıdır. Sistem, narsist ve yanlış insan yetiştirmek üzere dizayn edilmiş görünümündedir. Bir tarafta şımarık, doymayan, açgözlü, maddeye adeta tapan tipler yetişirken, diğer yanda nesli tükenmekte olan ve yeni gençliğe söz geçiremeyen 50 yaş üstü diyebileceğimiz sessiz çığlık atanlar. Allah sonumuzu hayretsin.
