Netanyahu'nun Altıgen Planı bir kuşatma mimarisi mi?
Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kurt, Netanyahu'nun Altıgen Planını yazdığı köşe yazısında "Yavaş yavaş inşa edilen bir kuşatma mimarisi mi? Ortada yeni bir harita var. Üstelik bu harita yalnızca düşmanları işaretlemiyor; İsrail’in kendini nereye yerleştirmek istediğini de gösteriyor" dedi.
Netanyahu’nun Altıgen Planı: Ortadoğu’da Yeni Bloklaşma
Netanyahu, geçtiğimiz günlerde İsrail iç istihbarat servisi Shin Bet (Şabak)’in liderlik konferansında. bir konuşma yaptı. Bu konuşmada, İsrail’in karşı karşıya olduğunu savunduğu, iki ayrı tehdit eksenini açık biçimde tanımladı.
Altıgen olarak nitelendirdiği yeni bir, bölgesel ittifak vizyonunu da duyurarak ülkesinin güvenlik stratejisinde yeni bir çerçeve ortaya koydu.
Bu çıkışlar, İsrail’in tehdit algısını güncellemesinden çok, daha fazlasını içeriyor.
Ortada yeni bir harita var.
Üstelik bu harita yalnızca düşmanları işaretlemiyor; İsrail’in kendini nereye yerleştirmek istediğini de gösteriyor.
Netanyahu artık 'tehditleri yönetmekten' söz etmiyor. Bölgeyi üç ayrı blok halinde tasnif ediyor ve İsrail’i bu mimarinin merkezine koyuyor.
Bu, savunmacı bir refleks değil.
Daha çok, düzen kurma iddiası taşıyan stratejik bir çerçeve.
Peki soru şu: İsrail gerçekten kendini mi savunuyor, yoksa rakiplerini çevreleyen bir sistem mi inşa ediyor? Bu, geçici bir ittifak arayışı mı, yoksa kalıcı bir jeopolitik yapı mı?
Bu soruların cevabı, Netanyahu’nun çizdiği iki tehdit ekseninde saklı.
Bu iki cepheli tehdit haritası nedir?
Birincisi, 'Yaralı ama Tehlikeli' diye tanımladığı Şii Ekseni.
Netanyahu’nun ilk hattı İran merkezli blok. Hizbullah, Husiler, Irak’taki Şii milis ağları ve Suriye içindeki bazı yapılar bu çemberin parçaları. İsrail bu hattı hâlâ askerî bir tehdit olarak görüyor. Füze kapasitesi, vekil savaşlar, kuşatma stratejisi…
Ancak dikkat çekici olan tanımlamadaki değişiklik.
Artık bu eksen varoluşsal tehdit olarak değil, kontrol altına alınmış ama bitmemiş bir risk olarak kodlanıyor. Yaralı ama tehlikeli ifadesi boşuna değil.
Gerçekten zayıfladılar mı?
Son 48 saatte ABD ile İran, Umman arabuluculuğunda Cenevre’de nükleer görüşmeleri sürdürüp Viyana’da teknik temas için takvim konuşurken, ABD eş zamanlı olarak İran’ın petrol gelirleri ve füze ağını hedef alan yeni yaptırımlar açıkladı ve süreç diplomasi ile baskının birlikte yürüdüğü bir zemine oturdu.
Şu an için anlaşılan veya değişen bir durum da yok.
İran balistik kapasitesini büyütmeye devam ediyor. Nükleer programı durmadı. ABD’li yetkililerin son açıklamaları da İran’ın bölgesel füze ağının aktif olduğunu gösteriyor. Yani........
