Hızlandıkça eksilen hayat
Sabah gözümüzü açar açmaz bir yarış başlıyor. Telefonun alarmı, gelen bildirimler, okunacak mesajlar, yetişilecek işler, bitirilecek toplantılar... Daha kahvaltı masasına oturmadan zihnimiz onlarca kilometre yol alıyor.
Modern çağ bize hep daha hızlı olmamız gerektiğini öğretti. Daha hızlı çalış, daha hızlı tüket, daha hızlı karar ver, daha hızlı yaş...
Peki gerçekten yaşıyor muyuz?
Eskiden insanlar zamanı saatle değil, güneşin hareketiyle ölçerdi. Komşuya uğramak için randevu almaya gerek yoktu. Çayın demlenmesi bile bir bekleyişti ve kimse bunu zaman kaybı olarak görmezdi. Şimdi ise iki dakikalık internet kesintisi bile sabrımızı tüketmeye yetiyor.
Hız, hayatımızı kolaylaştırdı; buna şüphe yok. Birkaç saniyede........
