Necdet Uzun yazdı: Daha fazla gecikmeden...
Bundan tam 4 yıl önce, bu köşede, "Paranoya sayılır mı?" başlığını taşıyan bir yazım yayımlanmıştı...
O yazı aynen şöyleydi:
"'Mucize bitki' kenevir meselesini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önce dile getirerek onun bu çıkışını 'yürekli' bulup, ülkeyi seven herkes gibi bu konuda onu destekleyen biriyim...
Hatta, bu konuda çok yazılar da yazdım...
Akaryakıttan araç kaportasına, plastikten kâğıda, boyadan ilaç sanayisine, tekstilden tuğlaya kadar pek çok ürünün imalatında kullanılan kenevir, oksijen deposu olduğu kadar radyasyon temizleyicisidir de...
1938 yılına kadar tarımı zorunlu olan Amerika'da bu yıldan sonra kâğıt, petrol, ilaç ve tekstil üreticisi tekellerin baskısıyla; bu ürünü yetiştirenler cezaevlerine atıldı...
'Uyuşturucu' olduğu sanki yeni anlaşılmış gibi...
Ancak, kenevirin dişisi var, erkeği var...
Erkeğinden uyuşturucu olmuyor...
Yani, Vezirköprü'de yetiştirilenden...
Yazacak çok şey var elbette...
Burada keselim ve günümüze gelelim...
Kanal S'de 'Fikir Akademisi' programında, Doç. Dr. Taner Tunç'un konuğu olan OMÜ Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Merkezi Başkanı Prof. Dr. Selim Aytaç'ı dinledim...
Yapılanlara sevindim elbette ama bu yeterli miydi?..
Prof. Dr. Selim Aytaç'ın da aynı düşüncede olduğunu sanıyorum...
4 yıl önce büyük umutlarla başlanılan çalışmaların zamanla coşkusunun azaldığını kim inkâr edebilir?..
Vezirköprü'de Kenevir OSB kurulacaktı...
Vezirağaç'ta da sunta ya da kontrplak tesisi oluşturulacaktı...
Tekkeköy'de ise kenevirden gömlek imal edilecekti...
Dedik ya, coştukça coşmuştuk!..
En son umut verici gelişme, Havza OSB'de kenevir işleyecek bir tesisin kurulmuş olmasıydı...
Kiminin işine gelir ya da gelmez ama bilinen gerçek, 'Kenevir'in........
