Zil çaldı, Hayat eski yerine döndü mü?
Koridorlar yeniden kalabalıklaştı. Sabah telaşı başladı. Servisler yollara çıktı, okul
bahçelerinde öğrencilerin sesleri yeniden duyuldu. Öğretmenler sınıflarına, öğrenciler
sıralarına döndü.Yaz bitti.
En azından takvim öyle söylüyor.
Peki gerçekten eski hayatımıza döndük mü?
Her eylül ayında okulun başlamasını biraz “hayatın normale dönmesi” gibi algılıyoruz.
Çocukların okula gitmesi, anne babaların çalışma düzenine dönmesi, öğretmenlerin ders
programlarına başlamasıyla her şeyin yeniden yerli yerine oturacağını düşünüyoruz.
Ama belki de mesele tam olarak bu değil.
Çünkü yaz boyunca değişen yalnızca saatlerimiz, uyku düzenimiz ya da günlük programımız
değil. Çocukların alışkanlıkları, dikkat süreleri, sosyal ilişkileri ve okuldan beklentileri de
değişiyor. Uzun bir aradan sonra yeniden sınıfa girmek, sadece çantayı alıp sıraya
oturmaktan ibaret değil.
Beyin de yeniden bir ritme ihtiyaç duyuyor.
Öğrenme, yalnızca öğretmenin anlattığı ve öğrencinin dinlediği bir süreç değil. Düzenli uyku,
devamlılık, dikkat, sosyal bağlar ve kendini güvende hissetme de öğrenmenin önemli
Nitekim OECD'nin 2026 tarihli Every Day Counts raporu, öğrencilerin okuldan uzak
kalmasının yalnızca kaçırılan ders saatleri anlamına gelmediğini; devamsızlıkların zaman
içinde birikerek öğrenme ve okula bağlılık üzerinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle
eğitim kademeleri arasındaki geçiş dönemlerinin öğrenciler açısından daha hassas olduğu
Yani zilin çalması, düzenin kendiliğinden geri geldiği anlamına gelmiyor.
Düzeni yeniden kurmak gerekiyor.
Bunu yalnızca öğrenciler için söylemiyorum.
Öğretmen için de yeni dönem bir yeniden ayarlanma süreci. Veli için de öyle. Evde sabahları
yeniden........
