İslam Hukukunda Zaruret Durumu
İslam Hukukunun en önemli çözüm kaynaklarından biri külli kaidelerdir. Külli kaideler, Fizik ve Matematik gibi ilimlerdeki formüllere benzer. Formüller iyi bilinirse, problemler ne kadar çok da olsa, çözmek çok da zor olmaz.
1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye veya kısaca Mecelle adıyla İslam Hukukunun temel esaslarını maddeleştirir, külli kaideler şeklinde ifade eder. Külli kaideler, “sınırlı nasslarla sınırsız olayların” çözümlenebilmesinin en önemli bir sırrıdır. Külli kaideler, genelde âyet ve hadislerden çıkarılmıştır. Her ne kadar daha evvelinde de ulemanın eserlerinde külli kaidelere dikkat çekilmiş ve yer verilmişse de Mecelle daha ileri bir adım olmuştur.
Misal olarak “Zaruretler, haramı helal kılar” kaidesine bakabiliriz:
Normal zamanların hükümleriyle, zaruret hallerinin hükümleri ayni değildir. Mesela kişi hayatî bir tehlike zamanında, normal şartlarda yenilmesi haram olan domuz etinden yiyebilir. Kur'anda şöyle bildirilir:
“O (Allah), size ancak şunları haram kıldı: Meyte, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Ama kim mecbur olur da talip olmadan ve zaruret ölçüsünü aşmadan yerse, ona günah yoktur.”[1]
Meyte, boğazlanmadan ölen hayvandır. Bunun yenilmesi haramdır. Ancak balık ve çekirge bundan müstesna kılınmıştır. Bu ayetten ve emsalinden hareketle şu külli hüküm çıkarılmıştır: “Zaruretler memnu' olan şeyleri mubah kılar (Zaruretler, haramı helal kılar).”[2] Haram kılındığı bildirilen bu dört şey, ızdırar halinde yenilebilir. Ancak ızdırar halinde âyetin “bâği ve âdî” olmamak kısmının bildirdiği üzere, doğrudan bunları talep etmemek ve haddi aşmamak lazımdır. Buradan da şu külli hüküm çıkarılmıştır: “Zaruretler kendi miktarınca takdir olunur.”[3] Mesela -Bediüzzaman’ın ifadesiyle-
“Muztar adam, murdar etten tok oluncaya kadar yiyemez. Belki, ölmeyecek kadar yiyebilir.”[4]
Öyle anlaşılıyor ki, neyin zaruret olduğu ve neyin de zaruret olmadığı çok iyi bilinmesi, ayrıca zaruret miktarının çok iyi takdir edilmesi gerekir. Yoksa insan “zaruret var” diyerek pek çok günahlara da girebilir. Mesela bir insan “başka yerde iş bulamadım, ancak şarap fabrikasında iş bulabildim.........
