Çağın Terapisti: Risale-i Nur
Asırlar önce Mevlana, “Mesnevi” ile Yunus Emre ise “Risaletü’n Nushiyye” isimli eseri ile dönemlerindeki manevi yaraları sarmaya, iç hastalıkları iyileştirmeye çalışmıştı. Nevzat Tarhan, onların eserlerinden hareketle, “Mesnevi Terapi” ve “Yunus Terapi” ismini verdiği iki kitap yazmıştı.
Bugün çağ manevi bir yangın yaşıyor; içinde imanlar, insanlar tutuşmuş yanıyor. Çağ Mevlana ve Yunus ruhuyla o yangını söndürecek bilgeler arıyor. Bediüzzaman, çağımızın Mevlana’sı ve Yunus’udur. Risale-i Nur günümüz ve sonrasının Mesnevi’si ve Risaletü’n Nushiyye’sidir. Evet, Bediüzzaman’ın ifadesiyle Mevlana zamanında insanlığa hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi ise Risale-i Nur tarzında.
Risale-i Nur manevi terapidir.
Risale-i Nur, hariçten hiçbir sebep gelmeyerek, Bediüzzaman’ın ruhundan doğan bir hâcete binaen, âni ve def’î olarak ihsan edilmiştir. Bu eserleri bazı dostlarına gösterdiği vakit, onlar “Şu zamanın yaralarına devadır.” demişlerdir. Üstad, “İntişar ettikten sonra ekser kardeşlerimden anladım ki, tam şu zamandaki ihtiyaca muvafık ve derde lâyık bir ilâç hükmüne geçiyor.” diyerek Risale-i Nur’un manevi tesirinin altını çizmiştir.
Enaniyet çağında gittikçe yalnızlaşan, bununla beraber nefsinin ve/veya yöneticilerin, güç odaklarının, kapitalizmin, kısacası çağın kölesi olan, bundan dolayı nice açmazlar yaşayan, manevi ağrılara tutulan, dâhili yaralarla boğuşan insanın ruhuna ve kalbine Risale-i Nur’dan derlenen manevi tiryaklar, ilaçlar, çareler sunmak gerekiyor. Maddi ve manevi istibdat çağında bireyi istidatlarına, fıtratına çağıran; manevi sağaltılmanın yönünü gösteren, gerçek özgürlüğün yollarını açan tiryakları çağın idrakine sunmak gerekiyor
Huzur İslam’da ama o huzurdan Müslüman’da var mı?
Eskiden bazı arabaların arkasında “Huzur İslam’da.” yazardı. O zamanlar gerçekten de öyleydi. Ne var ki son yıllarda yayımlanan uluslararası sosyal çalışma verilerine göz attığımızda en mutlu ülkelerin Avrupa, en mutsuz ülkelerin ise Türkiye de dâhil olmak üzere İslam ülkeleri olduğunu görüyoruz. Ah ki coğrafyamız kan ağlıyor. Uluslararası güçlerin İslam ülkeleri üzerindeki hesapları bu sonuçta bir miktar etkili olmakla beraber söz konusu İslam ülkelerindeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, adaletsizlik, gelir dağılımındaki bozukluk, adi suçlarda artış gibi veriler dikkate alındığında huzursuzluğun kaynağı daha net anlaşılıyor.
Bugün doğru İslamiyet’e ve İslamiyet’e layık doğruluğa her zamankinden daha çok ihtiyaç var. İslam ülkelerindeki devlet görevlisi veya devlet destekli din adamı ve cemaat üyeleri ile dini yayın bu kadar çok olmasına rağmen istenen ve beklenen düzeyde huzurun olmaması çok üzücü. Demek ki günümüzdeki dini yaklaşımlar, çağımız insanının beklediği içerik (esas), usûl ve üslupla sunulmuyor; teori ile pratik uyuşmuyor, eylem-söylem birlikteliği gerçekleşmiyor. Eylemde müsbet hareket, söylemde kavl-i leyin (yumuşak dilli üslup) uyumu sağlanamıyor. Bundan dolayı bugün, çağdaş dünyanın değerleriyle buluşma becerisini gösteren Risale-i Nur üslubuna her zamankinden daha çok ihtiyaç var.
İhtirası istidatından yüksek insan........© Risale Haber
