menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakikatin Tapusu: Kaynak Göstermek Neden Namustur?

22 0
28.03.2026

Günümüzün hız ve dijital gürültü çağında, bilgiye ulaşmak bir tık uzağımızda olsa da "sahih" olana erişmek hiç bu kadar güç olmamıştı. Sosyal medya koridorlarında sahipsiz bırakılmış, aslı astarı olmayan binlerce cümle kontrolsüzce savruluyor. Bir süre sonra âdetâ bir çığ haline dönüyor kimsesizler koridorunda.

Bilgi, bugün adeta bir "açık büfe" ucuzluğuna indirgenmiş durumda. Oysa bilgi, bir emanettir. Onu kaynağıyla birlikte zikretmek ise bu emaneti sahipsiz bir yetim olmaktan kurtarıp ona bir kimlik, bir haysiyet kazandırmaktır.

Kaynaksız paylaşılan her şey, rüzgârda nereye gideceği belirsiz bir yaprak gibidir; tahrifata açık ve her an bir silaha dönüşebilir.

BİLGİNİN SENEDİ VE EMEĞE SAYGI

Bir düşüncenin veya şeyin kökenini belirtmek, her şeyden önce ahlâkî ve hukukî bir sorumluluktur.

Başkasına ait bir fikri, sancısı çekilmiş bir düşünceyi veya yılların birikimiyle süzülmüş bir ifadeyi kendi malıymış gibi sunmak, "fikri bir hırsızlık" hükmündedir.

Kaynak göstermek; sadece bir dipnot kalabalığı değil, o bilgiyi üretenin emeğine duyulan bir saygı belirtisidir.

Adaletin ilk şartı, hakkı sahibine teslim etmektir. Kendi imzamızı taşımayan bir hakikati sahiplenmek, o hakikatin saflığına gölge düşürmektir. Unutmamalıyız ki; paylaştığımız her kelâm, toplum önünde altına imzamızı attığımız bir senet hükmündedir. Her bir paylaşım, her bir sözümüz bizim his, düşünce, itikadı ve amel dünyamızı yansıtan bir........

© Risale Haber