Eylül: Hazan, Hüzün ve Üzüm
Eylül hüzündür; fakat aynı zamanda üzümdür. Hazan mevsiminin bereketli ve son meyvesidir.
Eylül yahut dilimize Süryaniceden geçen şekliyle “Aylol”, üzüm demektir.
Eylül, içinde yaşadığımız fânî âlemden ayrılışın ve ebediyet yurduna doğru sefere çıkmanın ve bir sonraki dirilişe kadar başlayacak yolculuğun sessiz habercisidir. Tabiat, her köşesinde bize bir gün vakti geldiğinde bu dünyadan ufûl edeceğimizi hatırlatır.
Bu ay, gönül bağladığımız geçici sevdalardan ve fânî sevgililerden ister istemez er veya geç fakat mutlaka ayrılacağımızı gösteren büyük bir ibret alma mevsimidir. Dalına ne kadar sıkı tutunursa tutunsun, vakti gelen yaprağın düşmesi gibi insan da dünyada misafirdir. Tayin edilmiş vakti gelince esas menziline, ait olduğu yere dönecektir.
Karıncadan kurda kuşa, ayıdan yılana kadar nice canlı, bir sonraki bahar mevsimine kadar yaklaşan kışa hazırlanır. Kimi telâşla koşuşturur, kimi sabır ve sükûnetle bekler. Tabiatın bu hâli, hayatın ölümle, ölümün de yeni bir dirilişle olan bağını hatırlatır. Bu hazırlık canlılar için son bir dönem, son bir fırsattır.
Eylül, bütün canlılara analık yapan toprağın dinlenmeye çekildiği günlerin başlangıcıdır. Baharda nazenin uçlar verip filizlenen ağaçların dalları kurumaya, rengârenk ve türlü şekillerle açan terütaze yapraklar bu ayda sararıp solmaya ve........
