Kur’andaki Bazı Şahıs İsimlerinin Mucizevi Yönleri
Kur’an’da Kullanılan İbrânî Kökenli Zannedilen Lafızların Arapça Kökleri ve Vezinlerinin Tespiti-3
Hak katında isimler, müsemmanın ruhunu ifade ederler. Fakat halk katında isim ve müsemma arasında uyuşmazlık olabilir. Mesela Allah (CC), bizzat Hz. Yahya’nın (AS) adını koymuştur. Ki Yahya, sürekli yaşayan, ölümsüz demektir.[1] Bu isimlendirme, Hz. Yahya’nın (AS) şehit olacağına dair bir ihbar-ı gaybîdir. Çünkü şehitler, hakikaten ölmezler. O mübarek nebinin hayat serencâmesi, Roma İmparatorluğu’nun bölge yöneticisi olan Herod’un zulmü neticesinde şehadete varmıştır.
Bu çerçevede Kur’an, “İblis” i bir özel isim olarak; “şeytan” ı ise, bir sıfat isim olarak kullanır. İblis’i tekil ve şeytanı çoğul olarak zikreder.[2] Şeytanların, insanlardan ve cinlerden olduğunu vurgular.[3] İblis’in ise cinlerden biri olduğunu açık olarak ifade eder.[4]
Mu’cemü’l-Müfehres’e baktığımızda Kur’anda BLS kökünün birçok âyette kullanıldığını görüyoruz.
“Ve lekad ehaznahum bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarreun. Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedidin iza hum fihi mublisûn.” (And olsun, onları azap ile yakaladık. Ancak Rabbleri için uslanmadılar ve tazarruda bulunmadılar. Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.) (Mu’minun suresi, 76-77)
“Fe lev la iz caehum be'suna tedarrau ve lakin kaset kulubuhum ve zeyyene lehumu’ş-şeytanu ma kanu ya'melun. Fe lemma nesu ma zukkiru bihi fetahna aleyhim ebvabe kulli şey', hatta iza ferihu bima utu ehaznahum bağtaten fe izahum mublisûn.” (Hiç olmazsa onlara sıkıntılarımız dokunduğu vakit tazarru etselerdi! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını çekici gösterdi. Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.) (En’am suresi, 43-44)
“Ve yevme tekûmu’s-saatu yublisu’l-mucrimûn.” (Kıyamet saatinin gerçekleştiği gün, mücrimler umutlarını kaybederler.) (Rum suresi, 12)
[Âyetlere topluca bakıldığında, BLS kökünün ümitsizliğe düşmek olduğu istihracını yapabiliyoruz. Bu çerçevede İblis ismi de if’îl vezninden bir kelime olup aşırı derecede ümitsizliğe düşürmek manasındadır. Ki İblis’in insana ilk saldırdığı cephe ve en sarsıcı darbesi, ümitsizliktir. Bu kancaya ruhunu kaptıran kişi, Bediüzzaman’ın tespit ettiği üzere, yeis-ucub-gurur ve su-i zan güzergâhından geçecek bir ruhî çöküş sürecine girer.[5] Kur’anın, o saldırgan cini, İblis olarak mücessem bir fiil olarak isimlendirmesi gösterir ki İblis, kibrinden dolayı Allah’ın dergâhından kovulunca başkalarını da ümitsizlikle zehirlemekten zevk alacak bir mahiyete bürünmüş, her sözü ve fiili ümitsizlik aşılar bir hale gelmiştir. Bu cihetten Kur’an İblis’in benliğini sıksan mücessem bir “iblas” (ümitsizliğe düşürme) damlar, mahiyetinde onu İblis olarak isimlendirir.
Kur’an bu âyetlerde ümitsizlik hastalığını, bu hastalığa kişiyi sevk eden ana unsur olan İblis’i bildirdiği gibi bu hastalığın en temel ilacını da yukarıdaki ayetlerde tekrar ederek vurgular: Tazarru... Dikkat edilirse hem En’am suresi hem Mu’minun suresi, tazarru yapmadıkları için kişilerin İblis’in tuzağına........
