Çalışma hayatında barış ve istikrar
Çalışkan insan gittiği her yerde farklılığını gösterir. Özellikle kamuda ve özel sektörde maaş karşılığı çalışan vicdanlı ve dürüst kişiler aldığı ücretin karşılığını vermek durumunda olduğunu bilir ve ona göre çabalar, kazancına haram leke sürmemeye çalışırlar. Birçok kurumda gördüğümüz ve yaşadığımız kadarıyla, ücretli çalışanların; bir kısmı, sabah gelir akşam gider, sallabaşı al maaşı yapar. Bir işi üstün körü aceleyle bitirir ve yine yatmaya devam eder. Bunlardan uyuklamayanlar sosyal medyada hoş ve boş vakit geçirerek gününü gün eder. Herkesin önünde resmi internet sağlayıcı var, bilgisayar var, o olmaz ise akıllı telefon ve tablet var. Kaytarmayı severler, bu tipler bir gün gelir, iki gün gelir, diğer günler kaybolurlar. Sık sık izin alır, yakın olsun olmasın akrabalarından her kim vefat etmişse hemen gayr-i resmi izin isteyerek, “başkanım/müdürüm taziyede oturmamız gerekli” der. Bazı ücretliler vardır ki işe hiç gelmezler, adeta bankamatik memuru sayılırlar. Bahane olarak “odam yok, yerim yok, bana iş ve makam vermemişler” diyerek işe gelmezler. Bazı çalışanlar da mecburen bankamatik memuru olur, mazereti; amirinin gerçekten onu uzaklaştırmak istemesidir, haliyle kadrolu makam sahibi ise, açığa alınarak bir nevi bankamatik memuru olmuş olur. Bu gibi suiistimallerin önüne geçebilmek için idari makamdaki yöneticilerin elini vicdanına koyarak çalışan ve çalışmayanı ayırt etmeli, çalışanı her zeminde taltif etmeli, gerekirse onlara ödül olarak teşekkür ve takdirname vermelidir. Kimseye odam yok, görev vermiyorlar mazeretine sığınmasına fırsat verilmemelidir. İster kamuda isterse özel sektörde olsun, ücretli olarak istihdam olunabilmek artık çok zor olmuştur. Bu nedenle çalışanlar bunun kıymetini bilmelidirler. İdareciler de aldıkları bu vebali ve emaneti canla başla korumalıdırlar.
Çalışmayana dokunulmuyor
Bazı çalışanlar işe gelir........
