Ramazan Günlükleri (14) 'Kalıcılık arzusu' bize ne yapmaktadır?
Bu bölüm, aslında modern insanın iç dünyasını teşhis eden bir metin gibidir. Riyâ, ucb (kendini beğenme), nifak ve gizli şirk… Bunlar sadece dinî kavramlar değil; insanın varoluş istikametini belirleyen temel yönelimlerdir. Riyânın aslı kişinin “dünya sevgisi”ne bağlamasıdır. Çünkü dünya sevgisi sadece mal sevgisi değildir; kalıcılık arzusu, şöhret isteği, görünür olma tutkusu, onaylanma ihtiyacı ve unutulmama kaygısıdır.
Modern çağ tam da bu duygular üzerinden çalışıyor.
Riyâ, “yaptığı güzel amele karşılık övülmeyi istemektir.” Modern kültürde bu neredeyse norm hâline gelmiştir. İnsanlar iyiliği görünür kılmak için yapıyor; üretimi takdir almak için yapıyor; inancı kimlik performansına dönüştürüyor. Sosyal medya, kurumsal hayat ve akademik dünya “topluluk içinde dinç, yalnızken tembel” olma hâlini besliyor. Yalnızken ibadet zayıf, ama görünürken performans yüksek. Bu, riyânın tam tarifidir.
Kendini beğenme (ucb) ise daha tehlikelidir. Çünkü riyâ başkalarına dönüktür; ucb kişinin kendisine dönük zehiridir. Ameli kendinden bilmek, başarıyı hak ediş sanmak, “ben yaptım” demek… Modern psikoloji bunu “özgüven”, “kendini gerçekleştirme”, “başarı bilinci” gibi kavramlarla besliyor. Elbette sağlıklı bir özsaygı başka bir şeydir; fakat ilâhî muvaffakiyeti unutup başarıyı tamamen nefsine yazmak, insanı içten içe ilâhlaştırır. Huneyn örneğinde olduğu gibi “çokluğunuz size kendinizi beğendirmişti.” Modern toplum da sayılara dayanır: takipçi sayısı, oy oranı, satış rakamı,........
