menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Modernlik ve Ölü Kalpler

11 0
26.06.2026

Kalplerin hayatı ve ölümü meselesi, aslında “aklın akılsızlaştırılması” dediğiniz çağ krizinin kalbî boyutudur. Çünkü akıl kalpteki nurla işler; kalp ölürse akıl da işlevini kaybeder. “Kalpler Allah’ı anmakla ihyâ olur.” Zikir burada sadece dilde tekrar değildir; bilinçtir, yöneliştir, merkez tayinidir. Kalp neyi merkez edinirse onunla dirilir. Bugün kalpler para ile, haz ile, statü ile, imaj ile dirilmeye çalışılıyor. Ama bunlar kalbe hayat değil, geçici uyarım verir. Sonra daha büyük bir boşluk doğurur.

Kalplerin dirilişi iki derecede anlatılır: Birinci derece, dünya sevgisiyle karışmış bir akla sahip insanın sarsılmasıdır. Allah onu va‘d ve va‘îd ile, yani cennet-cehennem bilinciyle uyandırır. Bu aslında bir kriz anıdır. Günümüz insanında da krizler çoktur: hastalıklar, bağımlılıklar, aile dağılmaları, yalnızlık, tükenmişlik. Bu krizler çoğu zaman kalbin uyanma çağrısıdır. İnsan tökezler, pişman olur, kendini sorgular, hevâdan kaçar, haramdan yüz çevirir, kendini ilgilendirmeyen sözlerden susar. Bu, kalbin yeniden hayata dönme sürecidir. Modern kültür ise bu sarsıntıları bastırır; “devam et, eğlen, unut” der. Oysa unutmak kalbi diriltmez; uyuşturur.

İkinci derece ise daha derin bir diriliştir: Kalbin heybetle dolması, Allah’ın azametinin içeri girmesi. Bu noktada kalp, mahlûkâtın gücünü gözünde küçültür. Zarar ve faydanın yalnız Allah’tan geldiğini idrak eder. İşte burada gerçek özgürlük başlar. Modern insan özgürlüğü sınırsız seçenek sanıyor; oysa seçenek bolluğu........

© Pusula Gazetesi