Modern 'hayasız' mı?
Hayâ “utangaçlık” gibi dar bir psikoloji hâli değil; imanla bağlantılı bir varoluş terbiyesidir. İnsan, kendini bir bakışın içinde bilir. O bakış sadece “insanların bakışı” değildir; asıl belirleyici olan “Allah’ın muttali oluşu”dur. Hayâ, “Allah Teâlâ’nın ona muttali olması sebebiyle içine kapanmasıdır.” Yani insan, Rabbini hesaba kattığı için iç dünyasında bir incelik, bir sakınma, bir çekilme yaşar. Bu çekilme kaçış değil; kırmızı çizgiye riayettir. Bu ifadeled hayânın ahlâk üreten çekirdeğini veriyor: “Allah’tan hayâ etmenin mânası, Allah’ın râzı olmadığı bütün değersiz varlıklardan kaçınmaktır.” Burada “değersiz varlıklar” ifadesi çok kritik: İnsanı büyüten şeyler değil, insanı ucuzlatan meyiller kastediliyor. Demek ki hayâ; davranışın estetiği, ruhun asaleti ve iradenin temizliği demek. Modern toplum eleştirisi de tam buradan yürür: Modern kışkırtma, hayâyı “özgürlük düşmanı” gibi göstererek insanın iç sınırlarını dağıttı. Bir insanın iç sınırları dağıldığında, dışarıdan makyajla bir görüntü kurulur ama içeriden bir çürüme başlar.........
