menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Korku ve ümidi yitirmek

19 0
08.05.2026

Meseleyi Kur’ânî zeminde ele alırsak, korku (havf) ve ümit (recâ) iman hayatının iki asli duygusudur. Kur’an’da müminler hem Allah’tan korkan hem de O’ndan ümit eden kimseler olarak tasvir edilir. Bu iki duygu, insanı dengede tutan iki ilahî bağdır: biri sınır koyar, diğeri yön verir. Biri taşkınlığı engeller, diğeri ye’se düşmeyi önler. Biri hesabı hatırlatır, diğeri rahmeti canlı tutar.

Havf, sadece ceza korkusu değildir; Allah’ın celâli, azameti ve hesap günü bilinci karşısında kalbin ciddiyet kazanmasıdır. İnsan, yaptıklarının sonuç doğuracağını bilir ve bu bilinç onu ölçülü kılar. Recâ ise keyfî bir iyimserlik değildir; Allah’ın rahmetine, vaadine ve lütfuna güvenmektir. Yani korku sorumluluk üretir, ümit istikamet üretir. Bu iki duygu birlikte çalıştığında insan hem disiplinli hem de diri olur.

Modern toplum ise bu iki duygunun yönünü değiştirmiştir. Allah korkusu zayıflarken dünya korkuları çoğalmıştır. İnsan artık günah işlemekten değil, piyasasını kaybetmekten korkuyor. Hesap gününden değil, kariyerinin sönmesinden ürküyor. Rızayı İlâhîyi yitirmekten değil, sosyal medyada görünmez olmaktan endişe ediyor. Özellikle estetik kaygılar, genç kalma takıntısı, cazip görünme baskısı; yaşlanma korkusunun sosyolojik bir tezahürüdür. Kimse ölümü........

© Pusula Gazetesi