AKLIN AKILSIZLAŞTIRILMASI / M.Talat Uzunyaylalı
Allah insanı akılla birlikte yaratmıştır. Akıl, insana verilmiş büyük bir nimettir. İnsan akılla düşünür, seçer, ayırt eder, plan yapar, sonuçları hesap eder. Fakat akıl tek başına hakikatin tamamını kuşatamaz. Çünkü insan sadece akıldan ibaret değildir; onda nefis, arzu, korku, öfke, çıkar ve zaaf da vardır. Bu yüzden akıl, vahyin rehberliğine muhtaçtır.
Kur’an’ın gönderiliş hikmetlerinden biri de budur. Vahiy, akla yol gösterir; ona istikamet kazandırır. Akıl, vahyin ışığında çalıştığında insan kendini, varlığı, hayatı ve toplumsal sorumluluklarını daha doğru kavrar. Böyle bir akıl insanı “insani” bir çizgide tutar. Nefsi sınırlar, arzuyu terbiye eder, çıkarı adaletle dengeler, gücü merhametle buluşturur.
Fakat vahiyden koparılan akıl, zamanla nefsin hizmetine girer. O zaman akıl hakikati arayan bir nur olmaktan çıkar; çıkarı, hazzı ve iktidarı büyüten bir araca dönüşür. İnsan daha akıllı görünür ama daha hikmetli olmaz. Daha bilgili olur ama daha merhametli olmaz. Daha güçlü olur ama daha adil olmaz. İşte çağımızın temel problemi budur: Akıl, vahyin rehberliğinden koparılmış ve nefsin emrine verilmiştir.
Bu sebeple modern çağ, çoğu zaman bir akıl toplumu değil, bir nefis toplumu görüntüsü vermektedir. İnsan arzularının peşinden sürüklenmekte, buna da özgürlük demektedir. Sigara, alkol, uyuşturucu, kumar, sınırsız tüketim, gösteriş ve haz kültürü “tercih” adı altında meşrulaştırılmaktadır. Oysa........
